‘Bu topraklar bizim’

0

Toplumsal konulara duyarlılığı ve özellikle gençlerin geleceğine dair vurgularıyla dikkat çeken Bahçelievlerli İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve gazeteci Eşref Eker, ülke gündemine dair önemli bir çağrıda bulunuyor.
Eker’in “Toprağa, insana ve geleceğe dönüş” perspektifiyle kaleme aldığı bu yazı, sadece bir değerlendirme değil; aynı zamanda bir kalkınma çağrısı niteliği taşıyor.

Eşref Eker, yazısı, CHP

Toprağa, insana ve geleceğe dönüş: BİR KALKINMA SEFERBERLİĞİ

Bu topraklar bizim…
Ormanlar, dağlar, taşlar bizim…
Göller, denizler, meralar bizim…
Köyler, mahalleler, sokaklar bizim…
Dereler, ırmaklar, nehirler bizim…

Ama “bizim” demek yalnızca sahiplik değildir. “Bizim” demek; korumak, geliştirmek, büyütmek ve gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde emanet etmek demektir. İşte tam da bu noktada, ülkemizin ihtiyaç duyduğu şey sıradan adımlar değil; topyekûn bir kalkınma seferberliğidir.

Toprağa dönüş zamanı

Öyle bir hamle başlamalı ki bu ülkede…
İnsanlar sabahın ilk ışıklarıyla birlikte sadece işlerine değil, toprağa koşmalı. Her yaştan vatandaş eline bir fidan almalı, toprağa umut ekmelidir.

Ağaç dikmek bir kampanya değil, bir millet alışkanlığı haline gelmelidir. Çünkü toprağa dikilen her fidan, geleceğe bırakılan en kıymetli mirastır.

Üretimin kalbi: bilgi ve tarım

Bu kalkınmanın temelinde üretim vardır. Üretimin merkezinde ise bilgi…

Ziraat mühendisleri Anadolu’nun dört bir yanındaki tarım arazilerine yönelmeli, bilimle toprağı buluşturmalıdır. Verimli topraklar yeniden canlanmalı, üretim ayağa kalkmalıdır.

Tarım, sadece ekonomik bir faaliyet değil; aynı zamanda bir bağımsızlık meselesidir.

Hayvancılık ve sağlıklı gelecek

Veterinerler bu büyük yürüyüşün sessiz ama hayati kahramanlarıdır. Anadolu’nun her köşesinde hayvancılığı güçlendirecek, üreticinin yanında olacak ve sağlıklı gıda zincirinin teminatı olacaklardır.

Çünkü güçlü bir toplumun yolu, sağlıklı üretimden geçer.

Eğitim: geleceğin temeli

Ve elbette eğitim…

Cumhuriyet öğretmenleri bu seferberliğin en önemli taşıyıcı kolonudur. Başta köy okulları olmak üzere, yurdun dört bir yanında eğitim yeniden bir atılım sürecine girmelidir.

Matematik öğretmenleri aklı, Türkçe öğretmenleri dili, edebiyat öğretmenleri ise ruhu inşa etmelidir. Çünkü eğitim sadece bilgi aktarmak değil, bir milletin karakterini şekillendirmektir.

Toplumsal değerler ve birlik

Toplumun manevi dünyası da bu kalkınmanın bir parçasıdır. Gerçek din adamları yetiştirilmeli; ayrıştıran değil birleştiren, korkutan değil sevdiren bir anlayış hâkim olmalıdır.

“Önce insan” diyerek inancı vicdanla buluşturan bir yaklaşım, toplumsal huzurun temelidir.

Gençler: En büyük güç

Bu ülkenin gençleri en büyük gücümüz, en büyük umudumuzdur.

Her bir genç dünyayı görmeli, farklı kültürleri tanımalı, ufkunu genişletmelidir. Ancak bu yolculuğun sonu yine bu topraklara çıkmalıdır. Çünkü asıl değer, öğrenilenin bu ülkeye kazandırılmasıdır.

Emanete sahip çıkmak

Tüm bunların üzerinde daha büyük bir sorumluluk vardır: Bu topraklara sahip çıkmak…

Bir ağacın gölgesinde dinlenirken, bir derenin sesini dinlerken, bir tarlanın bereketiyle sofraya otururken unutmamalıyız ki; bunların her biri bize emanettir.

Orman nefesimizdir.
Su hayatın kendisidir.
Toprak geleceğin teminatıdır.

Eğer bu emanete sahip çıkmazsak, yarın anlatacak bir hikâyemiz kalmaz.

Son Söz: Harekete geçme zamanı

Bugün ihtiyacımız olan şey; söz değil, harekettir.
Eleştiri değil, üretimdir.
Beklemek değil, sorumluluk almaktır.

Her birey bir adım attığında, o adımlar birleşir ve bir millet yürüyüşe geçer. İşte o zaman kalkınma bir hayal olmaktan çıkar, gerçeğe dönüşür.

Ve o gün geldiğinde…
Bu topraklarda sadece ağaçlar değil, umut da büyür.

Çünkü bu topraklar bizim…
Ve biz, bu topraklara layık olmak zorundayız.

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

error: İçerik korunmaktadır !!