Bir paylaşımdan kitaba uzanan süreç

0

Eğitimci–Yazar Ertuğrul Özgün, son 20 yılın siyasi ve toplumsal dönüşümünü çarpıcı bir perspektifle ele alıyor. “Yüzleşme” çağrısı yapan Özgün, özellikle ülkücü hareket üzerinden dikkat çeken bir sorgulama ortaya koyuyor. Özgün’ün, “Son yirmi yılın hasar raporu: Ülkücüler kimliklerini, solcular ideolojilerini, İslamcılar imanlarını kaybetti” başlıklı yazısı…

Eğitimci–Yazar Ertuğrul Özgün, yazı, makale, on2ay

Sosyal medyada karşıma çıkan kısa bir paylaşım, 9 Nisan 2024 tarihinde kaleme aldığım “Plan yürüyor mu?” başlıklı yazıyla başlayan bir sorgulamanın kapısını araladı. Ardından 26 Haziran 2024’te “Sana Ben Hayaller Düşler Büyüttüm” başlığıyla yazı dizisine dönüşen bu süreç, Şubat 2026’da kitap olarak okurla buluştu.

“YÜZLEŞME (Sana Ben Hayaller Düşler Büyüttüm)” adlı kitabımın ilham kaynağı ise kendisini “Yalnız Devrimci” olarak tanımlayan meçhul bir kişinin şu cümleleri oldu:

Son yirmi yılın hasar raporu:
Ülkücüler kimliklerini, solcular ideolojilerini, İslamcılar imanlarını kaybetti.”

Bu ifadeyi ilk okuduğumda yüzümde acı bir tebessüm belirdi. Defalarca okudum. Her seferinde aynı soruya döndüm: Bu yirmi yılda ne oldu?

Ülkücü kimlik üzerine bir sorgulama

Devrimcilerin kendi ideolojilerini, İslamcıların imanlarını değerlendirmeyi kendilerine ve Yaradan’a bırakırken; ben, henüz 15 yaşında içinde yer aldığım ülkücü hareketin son yirmi yılını sorgulamaya karar verdim.

Bir devrimcinin gözünde “ülkücü kimlik” neydi?
Ve bizler bu kimliği temsil ederken neyi kaybettik?

Belki de bu kimlik; hiçbir hesap yapmadan, hiçbir plan gözetmeden, zor şartlara rağmen Türkiye’nin dört bir yanından gelip Ankara’da toplanan milyonların, Alparslan Türkeş’in cenazesinde gösterdiği o güçlü vefa duygusuydu.

Siyasetin kırılma noktaları

Bu birliktelik Türk milletinde güçlü bir karşılık buldu. MHP, yüzde 18 oy oranıyla mecliste ikinci parti oldu. Beklenti büyüktü: sıradaki seçimde iktidar.

Ancak süreç farklı gelişti.
Önce hükümet dağıldı, ardından 2002 seçimleriyle MHP meclis dışında kaldı. AK Parti ise tek başına iktidara geldi.

Sonraki yıllarda MHP’nin oy oranı dalgalı bir seyir izlerken, parti içi bölünmeler yaşandı. Yönetim sistemi değişti ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte MHP, ittifak siyasetinin bir parçası haline geldi.

İttifaklar ve dağılan dengeler

Bu süreci yıllar önce “Muhafazakâr milliyetçiler AKP’ye, demokrat milliyetçiler CHP’ye…” başlıklı yazımda ele almıştım. Bugün geldiğimiz noktada bu tespitin sahada karşılık bulduğunu görüyoruz.

2024 yerel seçimleri, bu ayrışmayı net şekilde ortaya koydu. MHP’nin aday göstermediği bölgelerde, demokrat milliyetçilerin CHP adaylarını desteklediği açıkça gözlemlendi.

Sonuç olarak MHP, 1999’dan bu yana en düşük oy oranlarından birine geriledi.

Adım adım gelen ayrışma

Görünen o ki süreç ince ince işlenmiş bir plan gibi ilerledi.
Demokrat milliyetçiler CHP’ye, muhafazakâr milliyetçiler AK Parti’ye yönlendirildi.

Bir zamanlar aynı idealler etrafında birleşen ülkücüler, bugün o birlik ruhundan giderek uzaklaşıyor.

Bir yüzleşmenin hikâyesi

Bu kitapta; 57 yıllık siyasi geçmişi olan MHP’yi, ülkücü hareketi ve en önemlisi kendimi sorguladım.

Ve şu gerçekle yüzleştim:

Ben yüzleştim…
Temsil ettiğim kimlikle yüzleştim.

Ben yüzleştim…
Kendimle, geçmişimle, inandıklarımla.

Ben yüzleştim…
Acıların içinden geçerek umudumu büyüttüm.

Ancak artık hakikatin önünde yalanla yürüyenlerle yolumu ayırdım.

Son söz: Bir davet

Bu kitap, sadece benim yüzleşmem değil…
Aynı zamanda “kimliğini kaybetmemiş” herkese bir çağrıdır.

Yüzleşmeye cesareti olanlara…

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

error: İçerik korunmaktadır !!