Bir milletin kaderini değiştiren zafer

0

Televizyon Programcısı, Tarihçi ve Yazar Celal Bilgen, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla kaleme aldığı yazısında; Millî Mücadele’nin yalnızca cephede değil, eğitimden ekonomiye kadar her alanda verilen büyük bir mücadeleyle kazanıldığını anlatıyor.

Tarihçi ve Yazar Celal Bilgen yazdı

30 Ağustos Zafer ve Tayyare Bayramımız kutlu olsun…

Unutulmamalıdır ki millî bayramlarımız yoksa dinî bayramlarımızı özgürce kutlayabileceğimiz bağımsız bir vatanımız da yoktur. Bu nedenle 30 Ağustos, yalnızca askerî bir zaferin değil; bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün ve geleceğimizin bayramıdır.

Ancak bu büyük zaferin kazanılması için yalnızca cesaret ve inanç yeterli değildi. Orduyu ayakta tutacak bir bütçeye, silaha, cephaneye, askere, postala, arabaya ve topa ihtiyaç vardı.

Milletimiz, bütün imkânsızlıklara rağmen bunların her birini temin ederek tarihinin akışını değiştirdi.

SAVAŞ DEVAM EDERKEN MAARİF KONGRESİ

Türk ordusunun Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde geri çekildiği, cephelerden endişe verici haberlerin geldiği günlerde dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver, bir eğitim kongresi düzenlemek istedi.

Aktarıldığına göre Hamdullah Suphi Bey, önce Mareşal Fevzi Çakmak’a giderek:

“Paşam, izninizle bir öğretmenler kongresi yapmak istiyorum” dedi.

Fevzi Çakmak ise cephede yaşananları hatırlatarak bunun için uygun zaman olmadığını söyledi.

Bunun üzerine Hamdullah Suphi Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya giderek aynı talebi iletti. Mustafa Kemal Paşa’nın cevabı ise son derece anlamlıydı:

“Tam zamanıdır. Düşmanı ordularımız yenecektir. Asıl önemli olan cehaleti yenmektir. Öğretmenleri derhâl toplayınız.”

Böylece savaşın en çetin günlerinde, 15 Temmuz 1921’de Ankara’da Maarif Kongresi toplandı. Çünkü Mustafa Kemal Paşa’ya göre askerî zafer ne kadar önemliyse cehalete karşı kazanılacak zafer de o kadar önemliydi.

“GELECEĞİMİZİN KURTARICI ÖNCÜLERİ”

Kongrede kadın ve erkek öğretmenlerin ayrı sıralarda oturtulduğunu gören Mustafa Kemal Paşa’nın bu duruma tepki göstererek şöyle söylediği aktarılır:

“Hanımların faziletinden mi endişeniz var, yoksa kendinize mi güvenmiyorsunuz? Neden ayrı oturuyorsunuz?”

Ardından öğretmenlere dönerek onları, geleceğin kurtarıcı öncüleri olarak selamladı.

Henüz düşman yurttan çıkarılmamışken eğitim üzerine düşünmek, yeni devletin hangi temeller üzerinde yükseleceğinin de açık bir göstergesiydi. Mustafa Kemal Paşa, cehaletle mücadeleyi en az cephede verilen bağımsızlık mücadelesi kadar önemli görüyordu.

AKŞEHİR’DEKİ FUTBOL MAÇININ ARDINDAKİ PLAN

Büyük Taarruz öncesinde Mustafa Kemal Paşa, ordu ve kolordu komutanlarını dikkat çekmeden Akşehir’de bir araya getirmek istiyordu. Bunun için 28 Temmuz 1922’de subaylar arasında bir futbol karşılaşması düzenlendiği duyuruldu.

Haber, dönemin iletişim imkânları kullanılarak dış dünyaya da ulaştırıldı. İşgal kuvvetleri, memleketin dört bir yanında savaş devam ederken Türk subaylarının futbol maçı düzenlemesini şaşkınlıkla karşıladı.

Akşehir’de hazırlanan toprak sahada oynanan karşılaşma 2-2 sona erdi. Ancak futbol maçı, gerçekte çok daha büyük bir planın örtüsüydü.

Mustafa Kemal Paşa, aynı gece komutanlarla bir araya gelerek Büyük Taarruz’un ayrıntılarını görüştü. Sahada futbol oynanırken masada bir milletin kaderi belirleniyordu.

ZAFERİN BÜTÇESİ NASIL BULUNDU?

Büyük Taarruz için silah, cephane, askerî malzeme, postal, araba ve top ihtiyacı tek tek hesaplandı. Aktarılan tarihî anlatılara göre gerekli bütçe yaklaşık 2 milyon 100 bin liraydı.

Mustafa Kemal Paşa, Hindistan Müslümanlarının gönderdiği yardımlardan kalan 600 bin lirayı bu amaçla ayırmıştı. Geriye kalan tutarın bulunması görevini ise dönemin Maliye Vekili Hasan Fehmi Ataç’a verdi.

Hasan Fehmi Bey, devletin maaşları dahi ödemekte zorlandığını ve kasada para bulunmadığını söyledi. Mustafa Kemal Paşa’nın cevabı kararlıydı:

“Biz sizi bu zor günler için o makama getirdik. O parayı bulmak sizin görevinizdir.”

Hasan Fehmi Ataç’ın o gece sabaha kadar uyuyamadığı anlatılır. Ertesi gün Osmanlı Bankası Ankara Şubesi Müdürü’nü görüşmeye çağırdı ve ihtiyaç duyulan paranın verilmesini istedi.

Talebin kabul edilmemesi üzerine, iki saat içinde olumlu cevap verilmediği takdirde bankanın şubelerine el konulacağını, bulunan paraların alınacağını ve karşılığında devlet senedi bırakılacağını bildirdi.

Bunun üzerine banka yönetimi parayı vermeyi kabul etti. Böylece Büyük Taarruz için gereken bütçe tamamlandı.

Zafer, yalnızca cephede savaşan askerlerin değil; milletin bütün imkânlarını seferber edenlerin ortak eseri oldu.

TARİHİMİZDE 26 AĞUSTOS

26 Ağustos, Türk tarihi açısından sıradan bir tarih değildir.

26 Ağustos 1071’de kazanılan Malazgirt Zaferi, Anadolu’nun kapılarını Türklere açtı. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ise Anadolu’nun sonsuza kadar Türk yurdu olarak kalacağını bütün dünyaya gösterdi.

Türkiye İş Bankası da 26 Ağustos 1924’te kuruldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün bazı önemli girişimler için tarih seçerken geçmişin taşıdığı anlamı özellikle gözettiği görülmektedir.

ÇİĞİLTEPE’DE VERİLEN SÖZ

26 Ağustos’un hafızalarımıza kazınan kahramanlarından biri de 57’nci Tümen Komutanı Albay Reşat Çiğiltepe’dir.

Reşat Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya Çiğiltepe’yi belirttiği saatte ele geçirme sözü verdi. Ancak yoğun düşman direnişi nedeniyle tepeyi söz verdiği zamanda alamadı. Verdiği sözü yerine getiremediğini düşünerek hayatına son verdi.

Çiğiltepe, Reşat Bey’in ölümünden kısa bir süre sonra Türk askerleri tarafından ele geçirildi. Onun vatan sevgisi, görev bilinci ve yaşadığı büyük sorumluluk duygusu, Millî Mücadele tarihimizin acı fakat unutulmaz sayfalarından biri oldu.

ZAFER; AKLIN, CESARETİN VE FEDAKÂRLIĞIN ESERİDİR

Bu büyük zafer kendiliğinden kazanılmadı.

Cephede savaşan askerlerden cephane taşıyan kadınlara, son parasını orduya veren vatandaşlardan kaynak bulan devlet adamlarına, savaşın ortasında geleceğin eğitimini planlayan öğretmenlere kadar herkes aynı hedef uğruna mücadele etti.

Onlar yalnızca düşmanı yurttan çıkarmadı; bizlere bağımsız, özgür ve onurlu bir gelecek bıraktı.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu güzel vatanı bizlere emanet eden bütün kahramanlarımızın ruhları şad, mekânları cennet olsun.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.

Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmelerin tüm sorumluluğu yazara aittir.

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

error: İçerik korunmaktadır !!