Değer üreten toplumdan, değer arayan topluma mı?

0

Bahçelievlerli İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Gazeteci Eşref Eker, ON2AY takipçileri için kaleme aldığı yazıda; Türkiye’nin geçmişte yetiştirdiği “efsane isimler” üzerinden bugünün toplumsal yapısını sorguluyor. Eker, sorunun yetenekte değil, o yeteneği besleyen “iklimde” olduğuna dikkat çekiyor.

Eşref eker yazısı

Bahçelievlerli İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Gazeteci Eşref Eker, ON2AY takipçileri için düşündüren bir yazı kaleme aldı. Toplumsal hafıza, değer üretimi ve “efsane” kavramı üzerine önemli tespitlerde bulunan Eker, geçmiş ile bugün arasında dikkat çeken bir karşılaştırma yapıyor.

Efsaneler yetiştiren bir ülkeden…

Bir zamanlar bu topraklar sadece başarılı insanlar değil, toplumun hafızasına kazınan efsaneler yetiştirirdi. Bugün ise aynı soruyu soruyoruz: Neyi kaybettik?

Bir ülkeyi güçlü kılan yalnızca ekonomisi ya da teknolojisi değildir. Asıl güç; yetiştirdiği insanlarda, bıraktığı izlerde ve ortak hafızasında saklıdır.

Bir zamanlar bu topraklar sadece değer üretmezdi, aynı zamanda efsaneler yetiştirirdi.

Futbolda; Lefter Küçükandonyadis, Metin Oktay, Can Bartu…
Güreşte; Gazanfer Bilge, Yaşar Doğu…
Halterde; Naim Süleymanoğlu…

Bu isimler yalnızca sporcu değildi. Onlar bir milletin karakterini temsil eden, gençlere yön veren ve örnek olan insanlardı.

Sanatın ve kültürün iz bıraktığı yıllar

Sanatta ise bir medeniyetin sesi vardı: Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Emel Sayın…

Onlar sadece şarkı söylemedi; bir toplumun zarafetini, duygusunu ve kültürünü yaşattılar.

Zeki Müren bir ekoldü.
Kemal Sunal halkın gülüşüydü.
Şener Şen ustalığın adıydı.

Ve Yeşilçam…
Nubar Terziyan, Kadir Savun, Erol Taş…

Onlar sadece rol yapmadı; bir toplumun vicdanını, aile yapısını ve hayatın gerçeklerini beyaz perdeye taşıdılar.

Bilimde ve düşüncede ise İlber Ortaylı gibi isimler bilgiye saygınlık kazandırdı.

Bir iklim meselesi

Bu insanlar tesadüfen yetişmedi. Onları yetiştiren bir iklim vardı.

Cumhuriyet’in eğitim, kültür ve sanat anlayışı; sadece meslek sahibi bireyler değil, aynı zamanda toplumuna yön veren, iz bırakan insanlar yetiştiriyordu.

Bu yüzden bu isimler yalnızca başarılı olmadı, toplumun ortak hafızası haline geldi.

Bugün neyi kaybettik?

Bugün kendimize şu soruyu sormak zorundayız:
Değer üreten bir toplumdan, değer arayan bir topluma mı dönüştük?

Elbette bugün de yetenekli gençlerimiz var. Başarılı sporcularımız, sanatçılarımız, akademisyenlerimiz yetişiyor.

Ancak mesele sadece yetişmek değil; kalıcı olmak, ortak değer haline gelebilmektir.

Eskiden bir çocuk topa vururken Metin Oktay’ı hayal ederdi.
Bir genç şarkı söylerken Müzeyyen Senar’ı örnek alırdı.
Bir izleyici Nubar Terziyan’da babasını, Erol Taş’ta hayatın gerçeğini görürdü.

Bugün ise…
Ortak hafıza zayıfladı.
Şöhret var ama iz yok.
Popülerlik var ama kalıcılık yok.

Sorun yetenek değil, iklimdir

İlgi parçalandı, kültür hızlandı, tüketim arttı. Artık herkes aynı hikâyeyi paylaşmıyor.

Bu yüzden efsaneler değil, kısa süreli popülerlikler ortaya çıkıyor.

Oysa bu milletin mayasında üretmek vardır.
Sorun yetenekte değil, o yeteneği besleyen iklimdedir.

Eğer sanatı yeniden toplumun merkezine koyarsak…
Eğer sporu sadece skor değil, karakter olarak görürsek…
Eğer gençlerimize sadece kazanmayı değil, iz bırakmayı öğretirsek…

İşte o zaman yeniden
Lefterler, Naim Süleymanoğulları, Safiye Aylalar, Müzeyyen Senarlar yetişir.

Sonuç: Bu potansiyel hâlâ var

Bu milletin potansiyeli tükenmedi. Sadece yönünü yeniden bulmaya ihtiyacı var.

Çünkü unutulmamalıdır ki:
Efsaneler tesadüfen doğmaz.
Değer üreten toplumlar, efsaneler yetiştirir.

Bu topraklara değer katan, iz bırakan ve bugün hâlâ yolumuzu aydınlatan; ebediyete irtihal etmiş tüm kıymetlerimizi şükranla, minnetle ve rahmetle anıyoruz.

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

error: İçerik korunmaktadır !!