Aşık Veysel
Bahçelievler halkının yakından tanıdığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Bahçelievler Belediyesi önceki dönem Meclis Üyesi, Sivas Platformu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Karabiber siz, ON2AY Haber Sitesi takipçileri için yazdı…

Bildiğiniz gibi Türk Âşıklık geleneğinin büyük temsilcilerinden, belkide en büyüğü Aşık Veysel’in 50. ölüm yıldönümü ülkemizde ve Unesco’nun Anma ve Kutlama yıldönümleri programına alınmıştır. Dolayısıyla Dünya’da anılacak ve anlatılacaktır.
Bu yıl içerisinde, dünya da tanınan bilinen bir halk ozanı olan Aşık Veysel’in arı, duru bir dille yazdığı şiirlerinde yansıttığı vatanseverlik, hoşgörü, yaşama sevinci, sevgi, birlik, kardeşlik içeren aydınlık mesajları dile getirilecek ve fikirleri paylaşılacaktır.
Sivas’a “Aşıklar Yatağı” da denir. Pir Sultan Abdal, Ruhsati, Sefil Selimi ve Aşık Veysel gibi ozanların yetiştiği bir şehirdir.
Tek bir satır okuyamayan, 7 yaşından sonra dünyayı sadece gönül gözü ile görebilen Aşık Veysel de, dünya olaylarını derin bir olgunluk ve bilgelikle yorumlamış, halk edebiyatımıza çok güzel eserler kazandırmıştır. Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan Köyü’nden çıkmış bir halk adamı, bir bilge olarak, halkının duygu ve düşüncelerini, toplumsal sorunlarını da şiirlerine konu yapmış, şiirleriyle adeta milletinin sesi ve tercümanı olmuştur.
Cumhuriyet ozanı Aşık Veysel, Atatürk milliyetçiliğini, vatanseverliğini benimsemiş, Atatürk’ün çağdaşlaşma hareketini yürekten özümsemiştir. Bunun en güzel kanıtları şiirleridir. 39 yaşında “Türkiye’nin İhyası Hz. Gazi” mısrasıyla başlayan ilk şiirini Cumhuriyetin 10.yılı için Mustafa Kemal’e yazmıştır. Cumhuriyet adını verdiği bu şiiri Atatürk’e okumak için yol arkadaşı İbrahim ile birlikte üç ay yürüyüp Sivas’tan Ankara’ya gitmişse de Atatürk ile görüşme fırsatı bulamamıştır.
Cumhuriyet Destanı yeni kurulan Cumhuriyetimizin halk gözüyle nasıl göründüğünü çok iyi anlatan bir şiir olması nedeniyle o dönemde çıkan “Hakimiyet-i Milliye” gazetesinde “halk şiiri değil, halk şuuru” manşetiyle üç gün üst üste yayımlanmıştır.
Yürüyelim Atamız’ın izine
Boş verelim bozguncular sözüne
Göz atalım şu dünyanın hızına
Yürüyüp hedefe varalım gardaş
Veysel’in şiirleri, birlik, beraberlik, sevgi, hoşgörü kaynağıydı. Bütün iyi niyetli, babacan insanlarımız gibi, o da yalanın, hilenin zararlarını işler, ahlaklı olmanın erdemini yansıtırdı. Çalışmayı öğütlerdi. Çalışmanın güzelliğini anlatırdı.
İmkansızlıklar içinde yurdun dört bir yanını gezmiş, oraların güzelliklerini, sıkıntılarını, çilelerini sazıyla dile getirmişti. 1944 yılında Erzincan’a gittiğinde 1939 yılında yaşanan Erzincan depremini şöyle anlatıyordu:
Bahar gelir güller açmaz bağında
Kainat uykuda hep yatağında
Bir seher vaktinde uyku çağında
Feryadı dağlardan aşan Erzincan
Azerbaycan’ın ünlü şairi Prof. Dr. Bahtiyar Vahapzade, Âşık Veysel için şunları yazıyordu: “Yunus Emre’den 700 yıl sonra, Türk halkının bağrından Âşık Veysel’in sesi yükseldi. 20. yüzyılda, Âşık Veysel’in dilinde, Yunus Emre konuşmaya başladı.”
Âşık Veysel’in bir başka özelliği, tarım mücahidi olduğu ve toprak sevgisini, ağaç sevgisini şiirlerinde yansıtmasıydı.
O köylülerinin burada yetişmez diye alay etmesine rağmen, köyünde meyve bahçesi yetiştirmiş içerisinde kaysıdan kiraza, elmadan cevize türlü ağaçlar yetiştirdi. Veysel’in meyve bahçesi köyünün gurur kaynağı oldu. Veysel’dir, toprak ona bunca cömert davranır da, o boş durur mu?
Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sadık yârim kara topraktır, diyecekti.
Türküleri plaklara alındı. Şiirleri başta Ülkü dergisi olmak üzere birçok dergide yayımlanıyordu. 1952 yılında ona büyük bir jübile düzenlendi. 1953 yılında hayatını konu alan “Karanlık Dünya” adlı film çekilmişti. 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, “Ana dilimize ve milli birliğimize katkılarından dolayı” vatani hizmet tertibinden aylık bağladı.
Aşık Veysel Türklüğüyle de övünürdü;
İstemem dünyanın saltanatını biraz daha
Süslü giyimini arap atını
Bilirsem Türklüğün var kıymetini
Vatanım milletim bana kafidir.
Aşık Veysel vatan sevgisini de yüreğinde duyarak bunu da şiirlerine yansıtmıştır:
Vatan bizim, ülke bizim, el bizim
Emin ol ki her çalışan kol bizim
Ay yıldızlı bayrak bizim mal bizim
Söyle Veysel övünerek söyle
Eşi Gülizar Hanım Aşık Veysel için bir, ATA’yı göremediğine bir de, vatan hizmeti için ASKER’e gidemediğine çok üzüldüğünü belirtmektedir. Ulusal kurtuluş savaşında askere gidemeyip, köyü Sivrialan’da kadınlar, yaşlılar ve çocuklarla birlikte kalmış olması onu derinden etkilemiş ve duygularını şöyle ifade etmiştir:
İfihar ettiğim büyük muradım
Türk oğluyum, temiz Türk’tür ecdadım
Şehit ismi yazılıydı soyadım
Kanım ile mezarımın taşına diyecektir.
Değerli Dostlar,
Çağımız gaflet çağı değildir. Çağımız, bilim ve teknoloji alanlarında büyük ilerlemelerin kaydedildiği enformasyon çağı, bilgi çağıdır. Aşık Veysel bu gelişmeleri gönül gözüyle çok önceden görmüş ve bize bakınız nasıl söylemiştir.
Devri Cumhuriyet asrı yirmi
Uyan bu gafletten uyuma yurttaş
Dünya ayaklanmış aya gidiyor
Uyan bu gafletten uyuma yurttaş
Daha da önemlisi Veysel gafletten kurtulmak için oku diyor, okul diyor, eğitim diyor, çocukları yetiştiren kadınlarımızı okutunuz diyor. Aşık, hiç okula gitmemiş fakat o dönemde Sivas milli eğitim müdürü olan Ahmet Kutsi Tecer aracılığı ile 6 tane köy enstitüsünde öğretmenlik yaparak eğitimin ve öğretimin önemine dikkat çekmiştir.
Dünyanın en zengin aklını gördüm
Sermayesin sordum dedi ki; okul
İnsanlığa hizmet yaptığın yardım
Merhametim duygum dedi ki okul
Cahil insanlar için de bir şiirinde şöyle diyor:
Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz adamın külü yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır
Aşık Veysel’i aşıklık geleneğinin içerisinde sadece bir ozan olarak görmek ona haksızlık olur. Aşık Veysel, her bir şiiriyle en az yüzlerce kitap çıkarılacak kadar bilgi derinliğine sahiptir. O bana göre modern çağın bilge kişisidir. Ülke olarak 100 yılda yetişecek bir değere sahip olduğumuz için çok şanslıyız.
Devletimiz Veysel’i yaşatmak için adını okullara, parklara vermiş O’nun doğup büyüdüğü ve mezarının bulunduğu Sivrialan Köyündeki evi, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından müze haline getirilmiş, Aşık Veysel Kültür ve Sanat Evi hayata geçirilmiş, köyde adına da bir orman oluşturulmuştur.
Aşık 1971 yılında hastalandığında çocuklarını yanına çağırmış ve şöyle bir vasiyette bulunmuştur: “Beni öldükten sonra üzerime otlar bitsin, çiçekler açsın. Taş ve çimento ile kapatmayın. Mezarımda biten otlardan koyun yesin et olsun, kuzu yesin süt olsun, arı götürsün bal olsun.”
1973 yılının 21 Martında getirildiği köyü Sivrialan’da vefat eden Aşık Veysel’imiz, ölmeden önce de o bilinen şiiriyle dostlarına seslenmiştir:
Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş, kim gülecek
Murat yalan ölüm gerçek
Dostlar beni hatırlasın
Gün ikindi akşam olur
Gör ki başa neler gelir
Veysel gider adı kalır
Dostlar beni hatırlasın
Bilgi Çağı ve evrensel değerler ile bağdaşmayan mezhep kavgalarının yarattığı acı sonuçların derinden üzülen Aşık Veysel, bu kavgaların son bulması halkımızın birlik ve beraberlik içinde yaşaması için şiirler söylemiş, dili, dini, ırkı, mezhep ayrımı gözetmeksizin insan onurunu ön planda tutmuş ve bu konudaki fevkalade hassasiyet göstermiştir.
Aşık Veysel, Cumhuriyetin temeline konulacak en tehlikeli dinamitin AYRILIKÇILIK olduğunu biliyor ve görüyordu. Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan bu günlerde gelin hep birlikte hatırlayalım Aşık Veysel’imizin kardeşliğe, hoşgörüye ve insan olmaya adamış dizelerini…
Allah birdir peygamber Hak
Rabbül alemindir mutlak
Senlik benlik nedir bırak
Söyleyeyim geldi sırası
Kürt’ü Türk’ü ve Çerkez’i
Hepsi Adem’in oğlu kızı
Beraberce şehit ve gazi
Yanlış var mı neresi
Kuran’a bak İncil’e bak
Dört kitabın dördü de hak
Hakir görüp ırk ayırmak
Hakikatte yüz karası
Veysel sapma sağa sola
Sen Allah’tan birlik dile
İkilikten gelir bela
Dava İNSANLIK DAVASI…
Bana göre aşığın en güzel şiirlerinden biri olan bu şiir, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibidir, ve bu şiir 21.yy’ın insanlık idealine ışık tutar mahiyettedir.
Dinlerin, mezheplerin, inançların birbirine alabildiğince hoşgörüden uzak ve acımasız davrandığı günümüzde, Veysel’in bu kavgaların son bulması, halkımızın birlik ve beraberlik içerisinde yaşaması için 50 yıl önce söyledikleri bugün de yolumuzu aydınlatmalı ve bizlere rehber olmalıdır.
İşte bu duygu ve düşünceleri benimseyen insan sayısı arttıkça Veysel’ler çoğalmış ve ülkemiz daha da güzelleşmiş olacaktır. Bu nedenlerle Âşık Veysel’in geleceğimizin garantisini oluşturan gençlere tanıtılması onun dizelerinde yer alan öğüt ve gerçeklerin genç ve gelecek kuşaklara aktarılması devletimizin ve milletimizin en önemli görevlerinden biri olması gerekir diye değerlendiriyorum.
Gözleriyle göremediği dünyayı o gönül gözüyle görmüştür, karanlık dünyasında o bize devamlı ışık tutmuştur, tutmaktadır.
Bu duygu ve düşüncelerle, Âşık Veysel’imizi, sevgi, saygı ve rahmetle anıyor RUHU ŞADOLSUN diyorum.
………………………………………………………………………………………………………
on2aybahcelievler.com haber sitesinde yayınlanan makalelerin tüm bilimsel, içeriğe dair, dilsel, yasal sorumluluğu yazarlarına aittir…
