BU AYRIŞMA KİME YARADI?

0

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktoru; Diş Hekimi, Lazer, İmplant ve Diş Eti Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Özkahraman ON2AY Haber Sitesi takipçileri için yazdı.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktoru; Diş Hekimi, Lazer, İmplant ve Diş Eti Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Özkahraman

CHP’de yaşanan ayrışmalar, karşılıklı suçlamalar ve giderek sertleşen siyasi dil, ortak mücadele zeminini zayıflatıyor. Oysa aynı siyasal geleneğin içinden gelenlerin bugün ihtiyaç duyduğu şey, yeni kırgınlıklar değil, yeniden yan yana gelebilmelerini sağlayacak köprülerdir.

İstemeye istemeye de olsa Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir ayrışma yaşandı. Aynı siyasi gelenekten gelen insanlar farklı saflarda konumlandı. Ortaya çıkan tabloyu görmezden gelmek mümkün değil. Ancak bugün üzerinde durulması gereken asıl soru şudur: Bu ayrışma kime yaradı?

Açık konuşmak gerekirse bu tablonun ne CHP tabanına ne de demokrasi mücadelesi veren milyonlara fayda sağladığını söylemek kolaydır.

Siyasette sıkça kullanılan bir söz vardır: “Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz.” Muhalefetin dağınıklığından yararlanmak isteyenler açısından ortaya çıkan durum, tam da bu sözü hatırlatmaktadır.

Ne yazık ki yaşananlara baktığımızda siyasi görüş ayrılıklarının ötesine geçen, kırıcı bir dilin hâkim olduğunu görüyoruz. Sosyal medyada, televizyon ekranlarında, köşe yazılarında ve çeşitli platformlarda birbirine ağır sözler söyleyen, karşı tarafı suçlayan, hatta vicdan ve ahlak sınırlarını zorlayan ifadeler kullanan insanlar var.

FARKLI GÖRÜŞLER AYNI ÇATI ALTINDA YAŞAYABİLİR

Oysa siyasetin doğasında farklı görüşler, yöntemler ve kadrolar her zaman vardır. Parti içi demokrasi, yönetimde olanların yanı sıra onlara itiraz edenlerin de söz hakkına sahip olmasını gerektirir. Geçmişte bunun çok sayıda örneğini yaşadık.

Ercan Karakaş’ın SHP İstanbul İl Başkanlığı dönemindeki mücadelesi de bu açıdan hatırlanmalıdır. Görevden alınmasının ardından arkadaşlarıyla birlikte yeniden örgütlenerek il başkanlığını kazanması, aynı çatı altında demokratik mücadeleyi sürdürmenin önemini gösteren örneklerden biridir.

Demokratik mücadele bazen kaybetmeyi, bazen yeniden başlamayı gerektirir. Ancak bütün bunlar aynı çatı altında kalınarak da yapılabilir.

Bugün yaşanan ayrışmada herkesin kendince gerekçeleri olabilir. Kimileri süreçleri eleştirir, kimileri alınan kararları savunur. Fakat karşılıklı suçlamalar ne geçmişi değiştirmekte ne de geleceği inşa etmektedir. Tam tersine, ortak enerjiyi tüketmekte ve toplumsal umudu zayıflatmaktadır.

BİRBİRİMİZİ DİNLEMEK YERİNE YABANCILAŞTIK

Daha da üzücü olan, meydanlarda ve çeşitli platformlarda siyasetçilerin isimleri üzerinden üretilen hakaret dilidir. Bir dönem aynı hedefler için mücadele eden insanların birbirlerine yöneltilen ağır ifadeleri normalleştirmesi, siyasal kültürümüze zarar vermektedir.

Birbirimizi dinlemek yerine birbirimize bakar kör olduk. Aynı geçmişi paylaşan insanlar, âdeta birbirlerine yabancılaştı.

Sonuçta kazanan kim oldu? Muhalefet mi, demokrasi mücadelesi mi, geniş toplum kesimleri mi?

Bu soruların cevabını herkes kendi vicdanında verecektir. Ancak görünen odur ki ayrışmalar, kırgınlıklar ve karşılıklı öfke, ortak mücadeleye beklenen faydayı sağlamamıştır.

KİŞİLER GEÇİCİDİR, KURUMLAR KALICIDIR

Unutulmamalıdır ki siyasette kişiler geçicidir, kurumlar kalıcıdır. Genel başkanlar gelir, genel başkanlar gider. Cumhuriyet Halk Partisi ise yüz yılı aşan tarihiyle Türkiye’nin en köklü siyasi kurumlarından biridir.

Bu nedenle kişileri merkeze koyan değil, kurumsal hafızayı ve ortak değerleri önceleyen bir yaklaşım geliştirmek zorundayız.

Artık birbirimizi daha fazla yıpratmanın, kırmanın ve rencide etmenin kimseye faydası yoktur. Yeterince yara aldık, yeterince güç kaybettik. Bundan sonra yapılması gereken, ayrılıkları derinleştirecek tartışmalar üretmek yerine yeniden nasıl yan yana gelebileceğimizi konuşmaktır.

Elbette bu yakınlaşma, geçmişteki hatalar görmezden gelinerek gerçekleşemez. Yaşananlardan ders çıkararak, eski alışkanlıkları geride bırakarak ve daha demokratik bir siyasal kültür oluşturarak mümkün olabilir. Aynı köklerden beslenen insanların yeniden omuz omuza durabilmesinin yolları aranmalıdır.

YENİ KIRGINLIKLAR DEĞİL, YENİ KÖPRÜLER

Bu mücadelede hiç kimse bütünüyle yok sayılamaz. Kemal Kılıçdaroğlu da bu hareketin bir değeridir, Özgür Özel de.

Farklı dönemlerde sorumluluk üstlenmiş, emek vermiş ve bedel ödemiş insanların birbirlerini düşmanlaştırması kimseye kazanç sağlamaz.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, yeni kırgınlıklar değil, yeni köprüler kurmaktır. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokrasi, hukuk ve sosyal adalet mücadelesini büyütebilmenin yolu da buradan geçmektedir.

Etle tırnak nasıl birbirinden kolayca ayrılamıyorsa aynı siyasal geleneğin içinden gelen insanların da er ya da geç ortak bir zeminde buluşma ihtimali vardır. Önemli olan, o gün geldiğinde birbirimizin yüzüne bakabilecek sözler bırakmaktır.

GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR…

Zaman çabuk geçer…

Bugün söylenen sözler, yapılan eleştiriler ve yaşanan kırgınlıklar, yarın tarihin sayfalarında birer anı olarak kalacaktır. Geride bırakacağımız dostluklar, mücadele anıları ve ortak değerler ise yaşamaya devam edecektir.

Bu nedenle büyük laflar etmek yerine biraz sabretmekte yarar var. Siyaset uzun soluklu bir yolculuktur. Gün gelir yollar ayrılır, gün gelir yeniden kesişir. Dün yan yana yürüyenler, yarın yeniden aynı hedef için omuz omuza verebilir.

Gün doğmadan neler doğar…

Bekleyelim, görelim.

Sevgiyle.

Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmelerin tüm sorumluluğu yazara aittir.

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

error: İçerik korunmaktadır !!