Ekrem İmamoğlu kararını açıkladı

0

Seçimlerin kaybedilmesinin ardından CHP’ye yaptığı değişim çağrısı ile gündemde olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’u bir kez daha savunmak için yola çıkıyorum” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nın 14 Mayıs genel seçimleri kaybetmesinin ardından CHP‘ye yönelik değişim çağrısı ile gündemde olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, vatandaşların görüş ve önerilerini toplamak üzere internet sitesi açmasının ardından Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısı ile yol haritasını açıkladı.

İmamoğlu 14 Mayıs Genel seçimlerinin üzerinden 3 ay geçtiğini hatırlatarak ülkenin içinde bulunduğu derin ekonomik krize dikkat çekti.

İmamoğlu “ Ne yazık ki bu yeni dönemde ekonomik kriz giderek derinleşti. Fatura her zaman olduğu gibi yine vatandaşımıza çıktı. Ama Sayın Cumhurbaşkanı hala tek haneli enflasyon masalıyla halkımızı oyalamaya devam ediyor. Yıllık TÜFE oranı TÜİK’in verilerine göre Temmuz itibariyle yüzde 48 oldu. Gıda enflasyonu yüzde 60’ın üzerinde. Bırakın tek haneyi, bu gidişle üç haneli enflasyon yaşanacak endişesi içindeyiz. Aslında vatandaşın mutfağının gerçek enflasyonu uzun süredir zaten üç haneli” dedi.

 “İKTİDAR ENFLASYONLA MÜCADELE EDEMİYOR”

Seçim sonrasında, sadece Temmuz ayında 30 yılın en yüksek aylık enflasyon artışının yaşandığını vurgulayan İmamoğlu “İktidar enflasyonla mücadele edemiyor. 14 Mayıs seçimlerinden bugüne kadar geçen 3 ayda, iktidar motorine yüzde 105 zam yaptı. Dana eti 7 ayda yüzde 107 arttı. Savaş halindeki Ukrayna’da enflasyon yıllık yüzde 11. Rusya’da ise yıllık yüzde 4. Türkiye’nin sadece Temmuz ayı enflasyonu yüzde 9.5. Yani Rusya’nın yıllık enflasyonun iki katından fazlasını biz bir ayda yaşamış olduk” diye konuştu.

“TASARRUF SADECE VATANDAŞTAN İSTENMEZ”

“Durumun vahameti için başka söze gerek var mı?” diye soran İmamoğlu şöyle devam etti:

-Hükümet yetkileri vatandaşı sık sık tasarrufa davet ederken, sadece iki kamu bankasının 3 yılda reklam harcaması 2 milyar lira. Bu arada yeri gelmişken kamu bankalarının İBB’ye 4,5 yıldır tek bir kuruş kredi vermediğinin de altını çizelim. Tasarruf sadece vatandaştan istenmez.

-2023’de hedeflenen toplam vergi, ek vergilerle birlikte 4 trilyon 270 milyar liraya yükseltildi. Bu kadar verginin toplandığı bir coğrafyada açlık, yokluk, yoksulluk olmamalıdır.

-Şayet oluyorsa, orada çok büyük bir israf, adaletsizlik ve paylaşım sorunu vardır. İktidarın ekonomik tercihlerinin sonunda, toplumun en zengin yüzde 20’sinin toplam gelirden aldığı pay artarak bir yılda yüzde 48’e ulaştı.

-Buna karşın en yoksul yüzde 20’nin aldığı pay ise yüzde 6’ya geriledi.  Zenginle yoksul arasındaki fark sekiz katına çıktı. Özetle bu iktidar zenginin cebini tıka basa doldururken, halkımızı açlığa ve çaresizliğe mahkûm etmeye devam ediyor.

“SİYASİ HAYATIMIN EN ÖNEMLİ AMACI….”

İmamoğlu “Siyasi hayatımın en önemli amacı vatandaşlarımızı bu çaresizlikten kurtarmaktır, onlara yeni bir ufuk sunmaktır. Bu mücadeleyi son 4.5 yılda İstanbul Büyük Şehir Belediye başkanı olarak verdim. Bu aynı zamanda bir demokrasi mücadelesiydi. Geçen dört yılda İstanbul Büyük Şehir Belediyesi iktidarın baskılarına karşı direncin simgesi oldu” dedi.

“SARAÇHANE DEMOKRASİ MEYDANINA DÖNÜŞTÜ”

İmamoğlu şunları kaydetti:

-Saraçhane, hukuksuz seçim iptaline ve içi boş “Ahmak Davası” benzeri siyasi davalara karşı bir demokrasi meydanına dönüştü. Ama biz yılmadan ve asla vazgeçmeden yüksek azim ve iradeyle çalıştık. İstanbul için ürettik, İstanbulluya hizmet ettik.

-Kadınların fırsat eşitliğine kavuşması, istihdamı, eğitimi, sağlığı ve toplumsal hayata katılması için daha önce olmayan mekanizmalar kurduk.

-Bugün Kreşlerden Kent lokantalarına, öğrenci yurtlarından istihdam ofislerine, halk süt desteğinden anne karta uygulamasına, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sosyal belediyeciliği ise ülkemizi sarmalayan yoksulluğa ve umutsuzluğa karşı verilen çabanın merkeziydi.

-Şunu açıkça ifade etmeliyim ki, Mayıs seçimlerinden sonra iktidarın muhalefeti topyekûn tasfiye çabalarına en güçlü karşı koyuş başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, ülkemizin metropollerinde gerçekleşecek.

VATANDAŞLARA SEÇİM ÇAĞRISI

İmamoğlu konuşmasında önümüzdeki yerel seçimler için önemli çağrıda bulunarak “Öncelikle 31 Mart 2024 Mahalli Seçimlerinde tüm vatandaşlarımızı demokrasimizi yeniden yeşertmek ve şehirlerine sahip çıkmak için beraber yol yürümeye davet ediyorum. İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olarak, diğer belediye başkanlarımız ile omuz omuza, bu demokrasi mücadelesinin öncülüğünü tarihi bir sorumluluk olarak görüyorum” dedi.

“SADECE SEÇİM GALİBİYETİ OLARAK ANLAMIYORUM”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın “İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır” sözüne atıf yapan İmamoğlu, şöyle konuştu:

-Bu sözü önemsiyorum. Şüphesiz yerel seçimlerde İstanbul’u kazanmak büyük bir siyasi başarıdır. İstanbul’u kazanan belediye başkanı dünyanın en önemli ve en güzel şehirlerinden birine hizmet etme onuruna ulaşır.

-Eğer o kişi milletin ona tanıdığı bu fırsatı iyi değerlendir, milletin takdirini kazanırsa, bu başarı onu ulusal ve uluslararası siyasette başka noktalara taşır. Buna şüphe yok. Ama ben ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır’ sözünü sadece seçim galibiyeti olarak anlamıyorum.

-Bu önemli başarıyı farklı bir anlayışla değerlendiriyorum. Benim düşünceme göre İstanbul Türkiye’nin gelecek tahayyülünün hayata geçtiği şehir olmalıdır. İstanbul’da 16 milyon vatandaşımızın şehirlerinin eşit hissedarı olduğu bir anlayışın hâkim olması gerekmektedir.

“İSTANBUL’UN SORUNLARINI ÇÖZMEK TÜRKİYE’NİN SORUNLARINI ÇÖZMEKTİR”

İstanbul’un sorunlarını çözmenin Türkiye’nin sorunlarını çözmek anlamına geldiğini vurgulayan İmamoğlu “Kuşkusuz İstanbul uzun süre ihmal edilmiş devasa sorunlarla iç içe bir şehirdir. Şehrimizde tahammülü imkânsız hale gelen bir nüfus yoğunlaşması var. İktidarın teşvik ettiği sığınmacı ve mülteci akımı, trafik ve güvenlikten konut krizine kadar, farklı boyutlarıyla kentimizi boğuyor” dedi.

“YOKSULLUK TOPLUMSAL DÜZENİ TEHDİT EDİYOR”

İmamoğlu iktidara eleştirilerini sürdürerek “Siyasi iktidarın halkımızın, emekçilerin, emeklilerin, gençlerin ve kadınların dertlerini umursamayan ekonomi politikaları sonucu yükselen yoksulluk ve hayat pahalılığı toplumsal düzeni tehdit eder noktaya geldi. Cumhur İttifakının icra ettiği ekonomi anlayışı Mayıs 2023 seçimlerinden sonra iyice fütursuzlaştı. Vatandaşın yoksulluğu hızlandı ve derinleşti. İşte tüm bunlardan dolayı Mart 2024’de yapılacak olan yerel seçimler bu fütursuzluğa dur deme seçimi olacaktır” diye konuştu.

“KENDİMİ İSTANBUL’LA MÜHÜRLÜ KABUL EDİYORUM”

İmamoğlu şöyle devam etti:

-İstanbul’un bu devasa sorunlarını çözmek aynı zamanda Türkiye’nin sorunlarının nasıl çözüleceğinin bir sınav yeridir, bir laboratuvardır. Tam da bu nedenle, evet, İstanbul’u kazanmak Türkiye’yi kazanmaktır. Biz ‘İstanbul’u kalkındırmak, Türkiye’yi kalkındırmaktır.

-İstanbul’u güçlendirmek Türkiye’yi güçlendirmektir’ şiarıyla iş yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bizim yönetimimizdeki İstanbul, Türkiye’nin mutlu geleceğinin teminatı olmuştur. Demem o ki, İstanbul ve Türkiye’nin kaderleri mühürlüdür.

-Bu nedenle ben de kendimi İstanbul’la mühürlü kabul ediyorum. Hayatımı adadığım bu mukaddes şehre ve 16 milyon hemşerime en üst düzeyde hizmet etmeyi, Türkiye’ye hizmet etmek ve alternatif bir Türkiye vizyonu ortaya koymak olarak görüyorum.

-Aziz şehrimizdeki ihmal edilmiş ve onlarca yıl boyunca çözülmemiş devasa zorlukları tek tek alt edip, sorunları kalıcı bir şekilde çözerek, Türkiye’nin sorunlarının nasıl çözülebileceğini milletimize gösteriyoruz.

-Diğer bir ifade ile, 25 yıllık bir dönemden sonra İstanbul’da oluşturduğumuz yeni yönetimle milletimize ‘başka ve çok daha mutlu bir Türkiye’ ihtimalinin var olduğunu kanıtlıyoruz. Tıpkı Ankara’da, İzmir’de ve partimizin, ittifakımızın yönetimi altındaki diğer şehirlerde olduğu gibi.

“BU ŞEHRE İHANET EDENLERE MECBUR OLMADIKLARINI GÖSTERİYORUZ”

İmamoğlu “Bu şehre ihanet ederek, hepimizin ortak evini gri bir beton yığınına çeviren rantçı, israfçı, ayrıştırıcı ve yoksullaştırıcı bu yönetime bu büyük milletin mecbur olmadığını gösteriyoruz. Şehrin gerçek sahibi olan halkın kendi şehrine sahip çıkmasını dahi tehdit olarak kabul eden, ağaç ve yeşil görünce rahatsız olan bu zihniyete karşı gerçek bir alternatifi olduğumuzu gösteriyoruz. Her yaştan ve kökenden insanlarımıza umut oluyoruz. Heyecan veriyoruz. Halkımıza bu karanlık dönemde başka bir geleceği yaşatıyoruz” dedi.

“BİR KOLTUĞA DEĞİL MİSYONA ADAY OLDUM”

İmamoğlu konuşmasında değişim çağrısının ardından başlayan “adaylık” tartışmaları hakkında da şunları söyledi:

-Ben hayatım boyunca bir koltuğa değil bir misyona aday oldum. Bugün bu misyon Türkiye’nin yeni bir siyaset ve yeni bir yönetim anlayışına kavuşturulması misyonudur.

-Bu topraklarda cesur bir demokrasinin, adaletin, bölgemize ve dünyaya ilham kaynağı olacak özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün ve güçlü bir devletin yeniden tesisi öncelikli hedefimdir.

-Vatandaşın hayat kalitesi için yerelden neşet eden kapsayıcı, adil ve paylaşımcı bir kalkınma; insanlarımızın hayat güvenliğinin sağlanması için çevre krizi ve depreme karşı ödünsüz ve etkin önlemler; gelecek nesiller için gerçek bir refah toplumu ve yaratıcı-girişimci bir teknoloji hamlesi siyasal vizyonumuzun ana kolonlarıdır.

-Bu hedefler doğrultusunda güçlü ama demokratik, aktif ama denetlenen, cesur ama şeffaf bir liderlik anlayışının altını çiziyorum. Zira biliyorum ki, cesur demokrasi; cesur bir toplum ve cesur liderlerle mümkün olabilir.

SİYASİ PARTİ VURGUSU

İmamoğlu “Ben hayatımın hiçbir döneminde siyaseti, sadece siyasal partilerden ibaret görmedim. Siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez ve önemli organlarıdır. Ama gücünü yerelden alan bir yönetici olarak siyaseti hep toplumla omuz omuza yapılan dönüştürücü bir eylem olarak anladım. O nedenle geçmişte olduğu gibi bundan sonraki yolculukta da benim yol arkadaşlarım gençler ve kadınlardır. Emekçiler ve güvencesizlerdir. Emekliler ve yaşlılardır. Engelliler ve keşfedilmeyi bekleyen girişimci ve yaratıcı zihinlerdir” dedi.

YURTTAŞLARA SESLENDİ: İBB’Yİ KORUMALIYIZ

“Türkiye’nin yönetiminden, yoksulluktan, demokrasimizin ölüme terk edilmesinden, özgürlüklerimizin elimizden alınmasından, emeğin sömürülmesinden, kültür hayatımızın çölleşmesinden, gençlerimizin, doktorlarımızın, ustalarımızın ülkelerini terk etmesinden isyan eden, kime oy verdiğine bakmazsınız, tüm yurttaşlarıma seslenmek istiyorum” diyen İmamoğlu şu mesajları verdi:

-Sevgili yurttaşlarım: İstanbul Büyükşehir Belediyesini korumalıyız. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bu iktidarın eline geçmesinin maliyetinin idrâkına varmalıyız.

-Geçen sürede gördük ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni gayri hukuki yollardan elde etmek için birçok yol denendi; denemeye devam edecekler.

-Bunu şimdiye kadar halkımızın feraseti sonucu başaramadılar. Şimdi seçimlerde İstanbul’u tekrar kazanmak için bir araya gelmeliyiz, aramızdaki tartışmaları bir kenara bırakıp, milletçe bu sürece odaklanmalıyız.

İSTANBUL SEÇİMLERİ İÇİN İTTİFAK VURGUSU

-Bu büyük başarı için, parti ayrımı yapmadan, beraberce hareket etmemiz gerekiyor. Ben 2019 seçimlerindeki gibi partiler ötesi İstanbul ittifakını kurmak için elimden geleni yapacağım.

-Muhalefet partilerinin de bu şuurla hareket edeceğine, bu meselenin partiler üstü bir mesele olduğunun anlaşılacağına gönülden inanıyorum.

CHP’Lİ YOL ARKADAŞLARINA SESLENDİ

-Bu vesile ile Cumhuriyet Halk Partili yol arkadaşlarıma da seslenmek istiyorum: Mayıs 2023 seçimlerinde yaşadığımız hayal kırıklığı beni çok derinden üzmüştür. Bunu birçok vesile ile dile getirdim. Halkımızdan bu seçim mağlubiyetinden dolayı özür diledim.

-Bu hayal kırıklığının nedenlerinden biri de yenilginin sorumluluğunu üstlenme, gerçekle yüzleşme konusunda gerekli duyarlılığın gösterilmemesidir. 28 Mayıs gecesinden başlayarak ortaya konan tavır, partililerimizi, seçmenlerimizi anlamak ve hissetmek kaygısından maalesef uzaktır.

-Ne var ki benim dünyamda umutsuzluğa yer yoktur. Umudun önündeki bütün engelleri kaldırmalıyız. Ben bu mağlubiyetin partimizde köklü ve kapsayıcı bir tazelenme sürecinin başlamasına vesile olduğunu görüyorum.

-Fikriyatımızı geliştirip, çehremizi değiştirip, parti mimarimizi dönüştürdüğümüz taktirde, biliyorum ki halkımız bizim geleceğin Türkiye’sini onlarla beraber kurmamızı bizden talep edecektir.

“CHP İKİNCİ PARTİ OLMAKLA ÖVÜNEMEZ”

-Şunu açık ve samimiyetimle ifade etmeliyim ki, bu uğurda partimin değişimi- dönüşümü siyaset hayatımın önemli bir misyonudur. Yürüdüğüm ve ulaşmak istediğim menzil de bu değişim ve dönüşümdür.

-Sevgili Cumhuriyet Halk Partili yol arkadaşlarım: Artık CHP seçim kaybedemez. Kaybetmemeli.  CHP ikinci parti olmakla övünemez. Övünmemeli.  Durum idare edemez. Etmemeli.

-Cumhuriyet Halk Partisi önderliğindeki toplumsal ve siyasal muhalefetin yerel seçimleri kazanması bir zorunluluktur.

-Cumhuriyet Halk Partililer bu yüksek kazanma arzusu, azmi ve bilinciyle hareket etmek mecburiyetindendir.

-Önümüzdeki seçimlerde sadece belediye başkanlıklarını değil, belediye meclislerini de kazanmalıyız. Bunun için bütün örgütümüz, belediye başkan adaylarıyla birlikte, bu değişim ve dönüşüm sürecini en güçlü şekilde tamamlayıp, uyum içinde çalışmak, çalışmak, çalışmak zorundadır.

“CHP KÜÇÜK İKTİDARLARIN PARTİSİ OLAMAZ”

-Dünyada bağımsızlık savaşı örgütlemiş, ülke kurmuş çok az parti vardır. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk aynı zamanda ilk genel başkanımızdır.

-CHP küçük iktidarların partisi olamaz. Küçük iktidarlarla tatmin olamaz. Bu alışkanlık sona ermelidir. İstanbul’dan Tunceli’ye, Edirne’den Diyarbakır’a, Trabzon’dan Kahramanmaraş’a, Manisa’dan Sinop’a CHP’nin geçmişi tertemiz kadroları, parti emekçileri, görevlere hazırdır. CHP tarihini çok iyi bilen bu kadrolar, yeniden bir tarih yazmak için önlerinin açılmasını beklemektedirler.

-Değişim dönüşüm aynı zamanda köklü bir kadro hareketidir. Bu kadro hareketi genel başkandan yönetime, üye yapısından parti içi seçimlere kadar pek çok hususu kapsamaktadır.

“HAYAL KIRIKLIĞININ KALICI HALE GELMESİ BÜYÜK RİSK”

-Şunu ifade etmeme izin verin: Yenilenme, değişim, dönüşüm tabi ki kolay değildir. Ama bunu gerçekleştirmek zorundayız. Bu dönüşümü başaramadığımız takdirde milletimizin seçim sonrası oluşan hayal kırıklığının kalıcı hale gelmesi büyük bir risktir. Bu risk önümüzdeki yerel seçimlerin kazanılmasında çok büyük bir engeldir.

-Şunu açık seçik görmemiz gerekiyor: Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu asıl tehlike, milletimizin umutsuzluğu ve beklentisizliğinin kökleşmesidir, yapısallaşmasıdır.

-Halbuki bizim yaşanan hayal kırıklığını çok daha güçlü bir arzuya çevirmemiz hiç de zor değil. Bunu yapabiliriz. Ben, partimin bir evladı olarak, bu dönüşüme içerikli ve etkin bir şekilde katkı sunmaya var gücümle devam edeceğim.

-İstanbul, dünyanın merkezlerinden biridir. Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış, mukaddes bir şehirdir. Ecdadımız bize büyük bir kültürel ve doğal miras bırakmıştır. İstanbul’a hizmet dünyaya hizmettir. İstanbul’a ihanet edilemez. Çünkü bu sadece Türkiye’ye değil, insanlığa ihanet olur.

-Ben Büyükşehir Belediye başkanı olduğumda tüm halkımıza bu mukaddes şehrin en başarılı belediye başkanı olacağıma söz verdim. Bu sözü tutmaya devam edeceğim.

“İSTANBUL’U SAVUNMAK İÇİN YOLA ÇIKIYORUM

-Sözlerime son verirken şunu ifade etmek istiyorum: Şehrimizin yağmalanmasına, adaletsizlik ve çevre katliamına karşı İstanbul’u bir kez daha savunmak için yola çıkıyorum.

-Dört sene boyunca olduğu gibi, 16 milyona eşit hizmet götürmek için yola çıkıyorum. Yoksulluğu söküp atan refah içinde bir şehir oluşturmak için yola çıkıyorum; Katılımı ve ortaklaşan aklı merkeze almak için dünyanın tüm teknolojik yeniliklerine ve gelişimine ev sahibi olmak için yola çıkıyorum.

– Bu anlayışla 2019’da olduğu gibi, CHP’li yol arkadaşlarımla, farklı partilere gönül veren İstanbullularla, kentine sahip çıkan, oyuna sahip çıkan İstanbul gönüllüleriyle tekrar İstanbul ittifakını kurmaya geliyorum.

-İstanbulluları ve tüm yurttaşlarımı da bu yürüyüşe davet ediyorum. Sevgili Cumhuriyet Halk Partiler, kıymetli İstanbullular, aziz vatandaşlarım: Her şey çok güzel olacak.

KILIÇDAROĞLU’NA TALEBİNİ BİR KEZ DAHA İLETTİ

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

-CHP ekim ayının sonunda kurultaya gidiyor. Kendiniz aday olmayacağınıza göre kurultayda her hangi bir adayı destekleyecek misiniz? Bu isim acaba CHP Grup Başkanı Özgür Özel mi olacak? Ya da başka bir isim mi? Aynı kurultaydan sayın Kılıçdaroğlu lider olarak çıktığında bu sizin de aday olacağınız yerel seçimleri nasıl etkileyecek?

-28 Mayıstan sonra yaptığım açıklamada neredeysem tam da oradayım. Bu işin tam da göbeğindeyim. En üst düzeyde bu sürece dönük mücadelemi vereceğimi konuşmamın başında da söyledim. Bugünden varsayımlar üzerinden konuşmayı doğru bulmuyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultay tarihi belli değildir. Süreç olgunlaşacaktır.

-Şu anda kongreler sürüyor. Ben bugün bu açıklamaları yaparken özellikle başta İstanbul’da kongrelerin nasıl bir dönüşüm seyri içerisinde olduğunu gözlemliyorum. Bu alanda bu kritik evrede yaptığım açıklamanın ne kadar sorumluluk bilinciyle dolu olduğunun da altını çizmek isterim. İfade edeyim ki bu değişim ve dönüşüm sürecinde elbette temennilerim vardı.

-Bu temennilerimi birebir kendi isteğimle, kendi talebimle dört kez sayın Genel Başkanımıza ilettim. Tekrar bu iletimi burada ifade edeyim. O da şudur ki; ben hala sayın genel başkanın değişim ve dönüşüm sürecinin liderliğini yaparak partimizin tüm kadrolarıyla yenilenmesiyle, yeni bir siyasi parti mimarisiyle geleceğe coşkulu bir şekilde ulaşmasını sağlayıcı bir süreci hazırlaması gerektiğini düşünüyorum.

-Bu talebimi buradan tekrar ileteyim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihini bilen, geçmişi tertemiz evlatları vardır. Sorunuzda ismi geçtiği için söylüyorum bunlardan biri  Özgür Özel’dir. Başkaları da vardır. Bunlar zaman içerisinde konuşulur.

“İTTİFAKLAR TOPLUM TABANINDA KURULUR”

Seçimin kaybedilmesinden sonra ittifak paramparça oldu. İttifak yeniden nasıl bir araya gelecek?

-Gerçek ittifaklar toplum tabanında kurulur. Ben siyaseti toplumla yüz yüze yapıyorum. Her gün vatandaşlarımızla bir aradayım. Bu büyük toplumsal ittifakı, hangi partiye oy vermiş olursa olsun, yaşıyorum, görüyorum, derinden hissediyorum.

-Bunu destekleyici çok fazla bilgiye ve araştırmaya sahibim. En şuurlu şekliyle bilinci yüksek bir işbirliğiyle biz bu ittifakı 2019’dan daha güçlü bir şekilde kurabilmemiz mümkün. Elbette ki bunun en önemli unsurlarından birisi de siyasi partilerin bu ittifak sürecine vereceği katkılardır, desteklerdir.

-Tam da burada doğru bir süreç tariflediğimizde, burada en ana misyonu kendi partime yüklemekle birlikte; doğru bir süreç tarifi olduğunda 2024 yerel seçimlerinde, 2019’dan daha güçlü bir siyasi partiler ittifakının da kurulabileceğine yürekten inanıyorum. Bugün bu inançla bütün bu cümleleri okumuş durumdayım.

“BURADAN SIÇRAMA GÜCÜMÜZ VAR”

2019’da bir voltran oluşmuştu. Şimdi voltranın  dağıldığını görüyoruz. Yeniden böyle bir şey oluşabilir mi? Ayrıca bazı belediye başkanları doğrudan sizi hedef alan açıklamalar yapıyorlar kamuoyunun önünde. Adaysanız diğer ilçelerdeki adaylarla ilgili düşünceniz nedir?

-Elbette ki ben parti süreçlerini, parti disiplinini iyi bilen bir insanım. Bazı parti içerisinde görevi olan kişilerin kamuoyunda yaptığı bir kısım açıklamalar, ne kadar kritik bir disiplin sorunu ise benim de “adayım” demem aynı sorunu içerir. Ben “adayım” demedim, “yola çıkıyorum” dedim. Bu bakımdan bu yolculuğun güçlü olduğunu görüyorum. O gün çok daha zor koşullarda toplumsal bir  ittifakı oluşturduk. Elimizden seçim alındı.

-O süreci de başarıyla yürüdük. Evet şu anda da bir seçimi kaybeden taraf olarak bir travmamız var. Ama buradan zıplama gücümüz de var. Bir sıçrama gücümüz de var. O sıçramayı toplumla birlikte başarabiliriz.

-Bu bağlamda gerçekten en büyük güvence olarak toplumun ve başta gençlerin, başta kadınların hatta çocukların o sıçrama bilincini yaşayan birisi olarak o bahsettiğiniz voltran diye tariflediğiniz pozisyonun çok daha ötesinde bir pozisyonla karşı karşıyayım.

-Bunu içimdeki bütün umut ışığıyla ifade ediyorum. Diğer konular,  aday vesaire, şu, bu,  parti için meseleler işte tam da söylediğim gibi yeni bir siyaset mimarisi, yeni bir bilinç, yeni bir fikriyat, yeni bir anlayışla çok daha rasyonel, çok daha kazanmaya odaklı bir o kadar da yönetmeye odaklı bir anlayışla çok büyük bir kazanımla İstanbul’da milletin iktidarının kurulacağını şimdiden görebiliyorum.

“BÖYLE BİR MESAJLAŞMAMIZ YOKTUR, BENİ BENDEN DİNLEYİN”

Meslektaşımız Barış Yarkadaş’ın yaydığı bir kulis bilgisi var. Diyor ki;“Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’na bir mesaj gönderdi. Aday değilsen İstanbul’a bir aday hazırlayacağım. İstanbul’u bu tartışmalara harcatmam” dediği öne sürülüyor. Siz bugünkü açıklamanızı yapmadan evvel Sayın Genel Başkan’la bir istişarede bulundunuz mu? Bu alıntıladığım demeci teyit ediyor musunuz?

-Genel başkanımızdan böyle bir tekil kiple hiçbir zaman bir mesajlaşmamız olmadı. Çok saygı ve sevgi çerçevesinde mesajlaşmalarımız oldu. Bu bağlamda böyle bir mesajlaşmamız yoktur. Kaynağımızın güvenilirliği ve doğruluğunu nasıl test ettiniz bilmiyorum ama böyle bir mesajlaşmanın olmadığının altını çizeyim.

-Aylardır ya da 120 gündür Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’a adaylığı konusundaki tartışmalar, açıklamalar vesilesiyle yapılan yalan yanlış yorumların doğru olmadığını ifade edeyim.

-Şunu yapanları saygıyla karşılıyorum; “Ekrem İmamoğlu şöyle bir yol yürümelidir, böyle bir yol yürümelidir.” Siyasi tahmin ve içerik üretenleri saygıyla karşılıyorum. Ama sanki bir konuşma olmuş gibi bunu yayan insanların bu bakış açısını gerçekten hayretle izliyorum. Lütfen beni benden dinleyin.

-Ben ilk gün itibariyle sayın Genel Başkanımla 4 kez yaptığım buluşmada, bir değişim ve dönüşüm sürecinin zaruri olduğunu, şart olduğunu ifade ederken kendimle ilgili hiçbir şart koşmadan süreci ifade ettim ve anlattım. “Ben bu süreci koordine edebilirim, en önde koşabilirim” dediğimi ve sonraki sohbetimin içinde yine benim sakın ha bir genel başkanlık vesaire gibi bir şartım zaten olmaz, olamaz. Yani böyle bir şey olmaz.

-Partinin kurulları, heyetleri kongreleri vardır. Bunu ifade ettiğimi defalarca söyledim. Sonradan tartışma “Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da kalmalı, İstanbul’a ne olacak?” vesaire gibi bir takım zeminlere oturtulmuş olsa da beni benden dinleyiniz ki benim makam üzerinden ne bir tayinim, ne bir tarifim asla olmamıştır.

-Benim misyonum siyasi anlamda ülkenin geleceği misyonudur. Koltuk üzerinde asla bir tartışmanın parçası olmadım, olmam. 2019’da da olmadığımı partim de bilir ve bunu en yakından bilenlerden birisi de benim kıymetli genel başkanımdır.

“SİYASİ ZEMİNDE BENİMLE İRTİBATI OLMAMIŞTIR”

Kılıçdaroğlu kurultayı kazanırsa planınız ne? Kalır mısınız? Belediye başkan adaylığınızı geriye çeker misiniz? Değişimin altını dolduramadığımız yönündeki eleştirilere ne diyorsunuz?

-Varsayımlarla bu günden konuşmanın çok doğru olmadığını ifade edeyim. Bugün sayın Genel Başkanımızın kurultayda aday olup olmadığını dahi bilmiyoruz.

-Kurultayın ne zaman olacağını dahi bilmiyoruz. Böylesi bir varsayım süreciyle tariflerin yapılmasını kendi adıma doğru bulmam. Genel başkanımızla  tabii ki farklı vesilelerle görüşüyoruz. Elbette mesajlaşıyoruz da.

-Ama mesajlarımız bazen belediyemizin bir işleyişi üzerine ya da belediyemizle ilgili ya da İstanbul’la ilgili birtakım hususlarda olmuştur. Siyasi zeminde benimle bir irtibatı olmamıştır.

-Telefonla ya da sesli olarak da en son kendilerini yine Tunceli’den  memleketinden, doğduğu şehirden arayarak oradaki ziyaretimle ilgili bilgiler paylaşmıştım. Dönüşüm meselesi bir kişinin dilinden ve zihninden çıkacak bir mesele veya bir tariflenecek bir içerik olmaz, olamaz. Doğru da değil. Açtığımız web sitesine 200 binin üzerinde mail geldi. Ekip arkadaşımla yorumluyoruz, tarif diyoruz.

-Bu konuda partililerimiz, parti yöneticilerimiz, mevcutta görevi olan milletvekilleri, yöneticiler  birçok insan katkı sunuyor, çalışıyorlar.

-Partimizin değişimi ve dönüşümü en kapsayıcı şekliyle en doğru biçimiyle  tariflenecektir. Bu bir anda yazılıp çizilecek bir mesele de değildir. Gelişime açık olmalıdır.

“HADSİZLİK KABUL EDERİM”

İttifak olmadığı takdirde Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul’da kazanma şansını ne görüyorsunuz?

-Türkiye’de yeni bir siyaset dönemi başlamıştır. Açıkçası her ne kadar 2017’de  referandum yapılmış bir rejim,  sistem hayata geçtiğini biliyorsak da 2023 seçimleri de aslında bir referandumun daha kaybedildiği seçimdir.

-Dolayısıyla aslında ülkede şu anda var olan bu sistemin gereği önde partilerin konuşulacağı ne genel seçim ne de yerel seçim süreçlerini yaşayamayacağımızı gösteriyor. Bu bağlamda ittifakın içini, şeklini bilemem ama  ittifaklara bugünün iktidarı dahil diğer partiler de mecburdur. Ben başka siyasi partilere sorumluluk yüklemeyi hadsizlik kabul ederim.

-Çünkü benim bir partim var, Cumhuriyet Halk Partisi. Ülkede, ittifak süreçlerinin koordine edilmesi veya organize edilmesinde de en baş sorumlu muhalefet adına Cumhuriyet Halk Partisi, yani benim partimdir.

-Bu bağlamda bizim ne yapacağımıza ne yapmamız gerektiğine bakmalıyız. Elbette umut ederiz ki bu bakış açısıyla diğer siyasi partiler de süreçlere bakarlar ve ülkemizin geleceği ve demokrasisi adına böylesi sağlıklı bir zeminde var olmayı kabul ederler diye düşünüyorum.

-Ama bunun oluşması için elbette ki Cumhuriyet Halk Partisi olarak benim partimin, bizlerin yapması gereken çok çok çok önemli sorumluluklar vardır. Hem bir kısım doğrularımızı tekrarlamak hem de hatalarımızı düzeltmek ve hatta ittifak mimarisini biraz daha geliştirmeye yönelik adımlardır bunlar.

-Bu bağlamda şunun altını çizerek ifade edeyim. Ben 2019’da başta o dönem ittifak yaptığımız İYİ Parti olmak üzere toplumsal ittifak adına bütünleştirici İstanbul ittifakı kavramını ortaya attıktan sonra o günden bugüne dört buçuk yıllık faaliyetlerimizde ittifak yaptığımız siyasi parti veya siyasi gruplar veya toplumun farklı kesimleriyle gerçekten ittifak şuuruna, ittifak ahlakına erdemine yakışan ve aynı zamanda toplumu da bir bütün kabul ederek 16 milyon insanına en özenli şekilde hizmet etme bilinciyle  hareket eden ittifak şuurunun en örnek noktalarından biri olduğumuzu ve bunu başardığımızı iddiayla ifade etmek isterim.

“X PARTİNİN YÖNETTİĞİ İLÇEYİ ONDAN DAHA İYİ BİLİYORUZ”

Yerel seçimlerde ilçelerde aday belirleme konusunda nasıl bir yol izlenecek?

-İstanbul’un parti içi karar alma mekanizmaları süreciyle ilgili tabii ki burada yorum yapmam doğru olmaz. Ama şunu ifade edeyim. İstanbul’un 39 ilçesinin çok sağlıklı röntgeni, ihtiyacı, toplumsal çeşitliliği, demokratik içeriğin hangi ihtiyaçlarının nasıl çözümlerle insanlarını mutlu edeceği noktasında bizim yönetimimizin, planlama gruplarımızın elinde tuttuğu veriler ve çalışmaların başka bir kurumda olduğunu olabileceğini düşünmüyorum.

-Biz göreve başladığımız ilk andan itibaren hatta onun öncesindeki hazırlık evresinden bu yana İstanbul’un hem bugününe hem yarınına hatta 2050 yılına hazırlanan bir kadroyuz. Biz şu anda X partinin iktidar olduğu bir ilçeyi ondan daha iyi biliyoruz.

-O ilçedeki belediye başkanından ya da heyetinden daha iyi bildiğimizi iddia ediyoruz. İstanbul’da öngördüğümüz şekliyle partimizin elbette bahsettiğim o değişim dönüşüm süreci ve evrelerinin güçlenmesiyle çok sağlıklı kararlar alarak rekor sayıda bir ilçeyi milletin ittifakına, İstanbul’un ittifakına kazandıracağımızı görebiliyoruz.

“EVET RİSK ALIYORUM”

İBB Belediye başkanlığından 2028  cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylığa  yürümek istediğiniz anlaşılıyor. Büyük bir risk almıyor musunuz? Eğer aday olup kaybederseniz geleceğe dair çok ciddi siyasi tehlikeler altına girmeyecek misiniz? HDP’yle, İYİ Parti ile temasta mısınız?  

-Risk almadan başarı olmaz. 2019’daki siyasal risk, bugünle kıyaslanmayacak ölçüde bir siyasal riski göze aldığımı hepiniz görürsünüz. Ama ben riske ya da geleceğe dönük tasarımlara bakarken kişisel olarak nerede olacağımı değil düşüncelerimin nereye evrileceğine ve ne şekilde fikirlerimin hayata geçeceğine dair motivasyonla hareket ederim.

-Bu bağlamda ben başarılı olduğumuzda çok özel bir İstanbul’u, 21. yüzyılın bütün unsurlarıyla temsili en güçlü Türkiye’yi var edebileceğimizi görüyorum. Bu bakış açısında ‘ben kişisel olarak nerede olmalıyım’ sorusu asla yok. Bütün bunlar zaman içerisinde konuşulacak işlerdir. Ama evet risk alıyorum. Çok cesur bir kararın var olması  gerektiğini de biliyorum. 2024’te rakibimin kim olduğunu da biliyorum. Bu yolculuğa çıkarken de kararlılığımın altını çiziyorum tekrar.

-İttifak sürecine dair hassasiyetini dört buçuk yıllık yönetimimde nasıl özenli davrandığımı az önce ifade ettim. Toplumun her kesimiyle diyalogdayız. Hiçbir kesimini asla ihmal etmemeye gayret ettim. Belki en özenli davrandığı gruplardan birisi de gerçekten bugünün iktidarına oy veren kesimler. Onlarla da diyalog içindeyim. Yani çünkü benim potansiyel olarak baktığınızda en yüksek oya sahip gruplardan birisi olan bugünkü iktidar partisinin oy grubu benim en fazla o hedefi koyacağım kitle.

-Dolayısıyla onların da halen ve bundan sonraki süreçte de başta çocuklarının, gençlerinin kalbini kazanmaya dönük politikalarım devam edecek. Benim esas inancım şu anda toplumsal ittifak sürecidir.

-Ardından elbette ki partilerin ittifakı da bütünleşerek gelecektir. Bütün siyasi partilerle bu anlamda irtibat kurduğumu ve toplumsal şekilde güçlü bir bağımız olduğunu görebiliyorum.

“İLÇE KONGRELERİNİN SONUÇLARINI TAKİP EDİYORUM”

CHP’deki ilçelerdeki kongre süreçlerini takip ediyor musunuz? Gerçekten bir değişim talebi var mı?

-Değişim ve dönüşümü destekleyen sonuçlar çıkıyor. En doğusundan en batısına, en kuzeyinden en güneyine İstanbul’un mevcut ilçelerinden ve bundan sonraki ilçelerinden de aynı sonuçların çıkacağına inanıyorum.

-Bakın ben buradan Cumhuriyet Partili yol arkadaşlarıma çok samimi, çok içten seslendim. Şunu ifade ediyorum. Ben ve Cumhuriyet Halk Partililerin tamamında seçim kaybetmekle başarı elde edemeyeceğini düşünüyorum. İkinci parti olmakla mutlu olamayacaklarına inanıyorum ki ben mutlu olamam. O bakımdan bundan sonraki süreçte doğruları yapan ve seçim kazanan ve küçük iktidarlarla da mutlu olmayan bir Cumhuriyet Halk Partisi örgütü olmak toplumun içine karışmak, üye sayımızı arttırmak istiyorsak gerçekten farklı bir döneme, farklı bir mimariye en güçlü şekilde ihtiyacımız var.

-Ben bugüne kadar bunun karşılığını İstanbul’daki  yapılan seçimlerden gördüğünü hissediyorum. Bundan sonra da artarak devam edeceğini görüyorum. Sonuçlarını takip ediyoruz. Ama ilçe ilçe başka türlü bir  biçimde müdahil olmayı zaten kendi adıma doğru bulmam. Ama olan biteni takip ediyorum.

“ADAY OLMANIN USULLERİ VAR”

Basın toplantınızı bir uzlaşma çağrısı olarak algılamak mümkün mü? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğunuzu açıkça dile getirmediniz. Herhangi bir rezerviniz mi var?

-Yola çıktığımı ifade ediyorum ama ‘adayım’ demek kavramı zaten siyasi olarak doğru değil. Aday olmanın usulleri ve süreçleri vardır. Uzlaşma benim zaten  doğal kültürümde olan bir şey. Ama yanlışla uzlaşmam. Doğru ile uzlaşırım. Doğruları ortaya koyarak ortaklaşan akılla her türlü uzlaşmayı elbette ki parti içinde de parti dışında da toplum bütününde de her zaman destekler ve yanında olurum.

-Zaten ben her zaman istişareye açık, uzlaşmaya açık, ortaklaşmaya açık bir kültüre sahibim. Çünkü bahsettiğimiz mesele İstanbul veya ülke meselesi kişisel bir beka, kişisel bir saplantı meselesi asla olamaz, olmamalı.

-Bu bağlamda toplumu, milleti, partiyse partilileri düşünerek hareket etme sorumluluğunu içerir. Ben bu sorumluluk duygusu ile hareket edeceğimi tekrar buradan bütün partililere duyurmak istiyorum.

About Author

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerik korunmaktadır !!