Hayvanları sevmenin bir de görünmeyen tarafı var
Veteriner Hekim Umut Şeker, ON2AY Haber Sitesi takipçileri için kaleme aldı.

Bir hayvanı seviyor muyuz, yoksa onu izlemeyi mi seviyoruz?
Geçenlerde yine önüme bir hayvan videosu düştü. İlk tepkim, muhtemelen çoğumuzunki gibiydi: “Ne kadar komik!”
Sonra bir an durup düşündüm: Biz komik buluyoruz ama acaba hayvan ne hissediyor?
Sosyal medyada hayvanlarla ilgili içeriklere bakarken bunu ne kadar sık düşündüğümüzden emin değilim.
Hayvanlar Telefonlarımızın da Bir Parçası Oldu
Hayvanlar artık hayatımızın olduğu kadar telefonlarımızın da bir parçası. Bir kedinin yaptığı komik bir hareket, bir köpeğin verdiği ilginç bir tepki ya da farklı bir hayvanla çekilmiş video, birkaç saat içinde binlerce kişiye ulaşabiliyor.
Bunun elbette güzel tarafları da var.
Bir sokak hayvanı sosyal medya sayesinde yuva buluyor, kayıp bir hayvan sahibine kavuşuyor, daha önce çok az kişinin bildiği bir sağlık bilgisi geniş kitlelere ulaşıyor.
Ancak bazen hayvanın yaptığı davranışla bizim ondan beklediğimiz görüntü birbirine karışabiliyor.
Komik bulunan bir davranış tekrar tekrar yaptırılıyor. Korktuğu bir şeye verdiği tepki kameraya alınıyor. Üzerine kıyafetler ve aksesuarlar takılıyor. Video ilgi görüyor, beğeniler geliyor ve aynı şey bir sonraki videoda biraz daha ileri götürülüyor.
Biz Eğlenirken O Ne Hissediyor?
Bunu yapan herkesin hayvanına zarar vermek istediğini düşünmüyorum. Çoğu insan hayvanını seviyor ve ortaya çıkan görüntüyü gerçekten eğlenceli buluyor.
Yine de bizim eğlendiğimiz bir şeyin hayvan açısından da aynı anlama geldiğinden her zaman emin olamayız.
Geçen ay kliniğe getirilen bir kedi vardı. Sahibi, kedisinin videolarda çok sakin olduğunu anlatıyordu. Kucağına alıyor, giydiriyor, insan gibi oturttuğu videolarını gösteriyordu.
Muayene sırasında elimi uzattığımda ise kedi bir anda olduğu yerde kaldı. Kulakları tamamen geriye gitti, vücudu gerildi.
Sahibi şaşırarak, “Evde hiç böyle değil, çok sakin bir kedi” dedi.
Aslında videolarda da bazı sinyalleri veriyordu. Sadece biz onları çoğu zaman “tatlı bir hareket” olarak görüyoruz.
Hayvanların Söyleyemediklerini Bedenleri Anlatıyor
Veteriner hekim olarak hayvanların beden diline biraz daha dikkat etmek zorundayız.
Çünkü onlar rahatsız olduklarında bunu bizim gibi anlatamıyor.
Kulakların geriye yatması, başını çevirmesi, saklanması, donup kalması veya dudaklarını yalaması; içinde bulunduğu duruma göre stresin işaretleri olabilir.
Ekranda birkaç saniye gördüğümüz bir davranışın arkasında ne olduğunu anlamak için biraz daha dikkatli bakmak gerekiyor.
Belki de bir hayvan videosunu izlerken kendimize sormamız gereken ilk soru “Ne kadar tatlı?” değil, “Acaba rahat mı?” olmalı.
Sosyal Medya Bazen Hayvanları da Moda Haline Getiriyor
Sosyal medyanın hayvanları bir anlamda moda hâline getiren bir tarafı da var.
Bir köpek ırkı popüler oluyor, kısa süre sonra o ırktan sahiplenmek isteyenlerin sayısı artıyor. Bir kedinin görünüşü ilgi görüyor, insanlar aynı görüntüyü aramaya başlıyor.
Oysa bir hayvanın sosyal medyada birkaç saniye izlediğimiz hâliyle, onunla yıllarca yaşayacağımız hayat aynı şey değil.
Yavru bir köpeğin videosunu izlemek kolay.
Ama büyüdüğünde ne kadar hareket edeceğini, hangi sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceğini, ne kadar ilgi isteyeceğini veya onunla ilgilenmek için gerçekten yeterli zamanımız olup olmadığını düşünmek biraz daha fazla emek istiyor.
“Ben Bu Hayvanı Gerçekten İstiyor muyum?”
Bu nedenle hayvan sahiplenme kararında sosyal medyanın bize gösterdiği görüntüyle yetinmemek gerektiğini düşünüyorum.
Kendimize şu soruyu sormak hiç fena bir fikir değil:
“Ben bu hayvanı gerçekten istiyor muyum, yoksa sosyal medyada gördüğüm hâlini mi?”
Çünkü bir hayvan sahiplenmek, birkaç dakikalık bir videoyu beğenmekten çok daha fazlası.
Onunla birlikte yaşamak; ihtiyaçlarını anlamak, bakımını üstlenmek, hastalandığında yanında olmak ve yıllar boyunca sorumluluğunu taşımak demek.
Bazen Sadece Birkaç Saniye Daha Dikkatli Bakmak Yeterli
Sosyal medyanın hayvanlarla ilgili çok değerli bir tarafı var. Bundan vazgeçmemiz gerekmiyor.
Ama gördüğümüz her şeyi doğru veya hayvan için iyi kabul etmek de gerekmiyor.
Bazen sadece birkaç saniye daha dikkatli bakmak yeterli.
Ben artık karşıma çıkan bazı hayvan videolarında istemeden kulaklarına, kuyruklarına ve duruşlarına bakıyorum.
O kediyi de birkaç gün sonra tekrar gördüm.
Bu kez muayene masasında vücudu gevşekti. Kulakları normal pozisyondaydı. Elimi uzattığımda geri çekilmedi.
Hatta başını elime doğru uzattı.
Belki de hayvanları gerçekten sevmenin en güzel tarafı tam olarak budur:
Onları sadece izlemek değil, ne anlatmaya çalıştıklarını da görmek.
Veteriner Hekim Umut Şeker
Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmelerin tüm sorumluluğu yazara aittir.
