Her asker bir afet gönüllüsü olabilir mi?

0

Türkiye, deprem başta olmak üzere birçok doğal afet riskiyle yaşayan bir ülke. Ancak yaşadığımız her büyük afetten sonra benzer tartışmaları yapıyor, aynı eksikliklerle yüzleşiyoruz. Binaları güçlendirmek elbette önemli; fakat afetlerle mücadelede asıl gücü oluşturacak unsur, bilinçli ve eğitimli insan kaynağıdır. İşte bu noktada “Afet Alayları” modeli, hem genç nüfusu eğitmek hem de ülke genelinde organize bir afet gücü oluşturmak adına dikkat çekici bir çözüm önerisi sunuyor.

Afetlere karşı yeni bir savunma hatt, Kadir Zengin

AFET ÜLKESİ GERÇEĞİYLE YÜZLEŞMELİYİZ

Türkiye’nin önemli bir bölümü aktif fay hatları üzerinde bulunuyor. Nüfusun yaklaşık yüzde 40’ı, ekonomik faaliyetlerin ise yüzde 60’tan fazlası yüksek deprem riski taşıyan bölgelerde yoğunlaşıyor.

Buna rağmen afet eğitimi ve hazırlık kültürü, toplumun tüm kesimlerine yayılabilmiş değil. Afet farkındalığı çoğu zaman sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla sınırlı kalırken, Japonya gibi ülkelerde bu eğitimler çocuk yaşlardan itibaren devlet politikası olarak uygulanıyor.

KENTSEL DÖNÜŞÜM TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL

17 Ağustos Marmara Depremi’nin üzerinden yıllar geçmesine rağmen, olası İstanbul depremi hâlâ en büyük gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor.

Ancak deprem hazırlıkları çoğunlukla bina yenileme ve kentsel dönüşüm projeleri üzerinden değerlendiriliyor. Oysa afetlere karşı dayanıklı şehirler yalnızca sağlam binalardan ibaret değildir. Toplanma alanları, yeşil alanlar, ulaşım koridorları ve afet lojistiğini destekleyecek sosyal donatılar da en az binalar kadar önemlidir.

Bugün birçok yeni yerleşim alanında bu ihtiyaçların yeterince karşılanmadığı görülmektedir.

AFET BİLİNCİ EĞİTİMİN PARÇASI OLMALI

Afetlerle mücadele yalnızca teknik bir konu değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinç meselesidir.

Bu nedenle afet eğitimi, ilkokuldan üniversiteye kadar tüm eğitim kademelerinde sistemli şekilde verilmelidir. Ayrıca merkezi sınavlarda afet bilincini ölçen sorulara yer verilmesi, gençlerin bu konuya daha fazla önem vermesini sağlayacaktır.

ASKERLİK SÜRECİ STRATEJİK BİR FIRSAT SUNUYOR

Türkiye’nin elinde afet eğitimini kısa sürede yaygınlaştırabilecek önemli bir imkân bulunuyor: zorunlu askerlik hizmeti.

Her yıl on binlerce genç askerlik görevini yerine getiriyor. Bu süreç, yalnızca askerî eğitim verilen bir dönem olmaktan çıkarılarak, afetlere hazırlık konusunda kapsamlı bir eğitim programına dönüştürülebilir.

AFET ALAYLARI KURULMALI

Bu kapsamda dört ordu bünyesinde ayrı ayrı “Afet Alayları” oluşturulabilir.

Beş buçuk aylık askerlik süresince gençler; arama-kurtarma, ilk yardım, yangınla mücadele, tahliye ve KBRN farkındalığı gibi kritik konularda eğitim alabilir. Böylece askerlik görevini tamamlayan her birey, aynı zamanda temel afet müdahale becerilerine sahip bir vatandaş olarak topluma döner.

BEŞ BUÇUK AYLIK EĞİTİM MODELİ

İlk ay temel askerlik ve disiplin eğitimi,

İkinci ay AFAD standartlarında arama-kurtarma eğitimi,

Üçüncü ay temel ilk yardım ve sıhhiyecilik eğitimi,

Dördüncü ay yangınla mücadele ve tahliye eğitimi,

Beşinci ay kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditlere yönelik farkındalık eğitimi,

Son 15 gün ise uygulamalı saha tatbikatları ve afet senaryoları üzerinden gerçekleştirilebilir.

AFET GÖREV EMRİ MODELİ

Askerlik görevini tamamlayan bireylere klasik sefer görev emri yerine “Afet Görev Emri” verilmesi de değerlendirilebilir.

Böylece afet durumlarında ihtiyaç duyulan bölgelerde görev alabilecek, eğitimli ve organize bir insan kaynağı oluşturulmuş olur. Bu kişiler yalnızca afet sonrasında değil, afet öncesinde gerçekleştirilecek bilinçlendirme faaliyetlerinde ve tatbikatlarda da aktif rol üstlenebilir.

SONUÇ: EN BÜYÜK GÜÇ EĞİTİMLİ İNSANDIR

Afetlerle mücadelede başarı; sadece teknolojiye, ekipmana veya binalara değil, eğitimli insan gücüne bağlıdır.

“Afet Alayları” önerisi, Türkiye’nin afetlere hazırlık kapasitesini artırabilecek, genç nüfusu toplumsal fayda ekseninde değerlendirebilecek ve afet bilincini kalıcı hâle getirebilecek önemli bir model olarak değerlendirilmelidir.

Çünkü afetler engellenemeyebilir; ancak afetlerin yol açacağı kayıplar doğru hazırlıkla büyük ölçüde azaltılabilir. Unutulmamalıdır ki afet kader değildir, hazırlıksızlık kaderi belirler.

Kadir Zengin

ON2AY Yayın Kurulu

Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmelerin tüm sorumluluğu yazara aittir.

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

error: İçerik korunmaktadır !!