İşine, tartısına ve sözüne hile katmayanlar

0

Ahilik Haftası, esnaf ve sanatkârların dayanışmasını, dürüstlüğünü ve meslek ahlakını simgeleyen Ahilik kültürünü yaşatmak amacıyla her yıl kutlanıyor. Ahilik Haftası dolayısıyla Televizyon Programcısı, Tarihçi ve Yazar Celal Bilgen, ON2AY Haber Sitesi takipçileri için yazdı…

Celal Bilgen, Ahilik, Ahilik haftası

Ahilik yalnızca geçmişten günümüze ulaşan bir esnaf teşkilatı değil; dürüstlüğü, helal kazancı, kardeşliği ve dayanışmayı esas alan bir hayat anlayışıdır. Ahi; işine ve tartısına hile katmayan, müşterisini aldatmayan, komşusunun rızkına göz dikmeyen kişidir.

AHİLİK: HELAL KAZANCIN VE KARDEŞLİĞİN ADI

Kime “ahi” derler?

  • İşine ve tartısına hile katmayana…
  • Eksik mal alıp satmayana…
  • Aldanmayan ama kimseyi de aldatmayana…
  • Komşusunun önüne tezgâh açmayana, haksız rekabet etmeyene ve helal kazançtan asla ayrılmayana ahi derler.

Ahilik, Selçuklulardan günümüze kadar ulaşan köklü bir esnaf ve sanatkâr geleneğidir. “Ahi” sözcüğü, kardeşlik anlamıyla özdeşleşmiştir. Bu anlayış; esnaf ve sanatkârlar arasındaki birlik, beraberlik ve yardımlaşma duygularını güçlendirirken dürüstlük, cömertlik, hoşgörü ve çalışkanlık gibi değerleri de hayatın merkezine yerleştirir.

ÜÇÜ AÇIK, ÜÇÜ KAPALI

Ahilik anlayışının altı temel hayat ilkesi vardır. Bunların üçü açık, üçü ise kapalıdır.

Ahinin kapısı konuklarına, sofrası misafirlerine, kesesi ihtiyaç sahibi kardeşlerine açıktır. Buna karşılık ağzı kötü söze, gözü kötü bakışa, eli ise zulme ve haksızlığa kapalıdır.

Ahi, kökleri inançtan beslenen bir ağaca benzer. Bu ağacın yaprakları güzel ahlak, meyveleri ise gönül sohbetidir.

Ahilik aynı zamanda iki kürekli bir sandala benzer. Küreklerden biri eksik ya da diğerinden farklı çekilirse sandal varacağı limana ulaşamaz; olduğu yerde dönüp durur. Çünkü ahilikte meslek ile ahlak, emek ile dürüstlük, kazanç ile vicdan birbirinden ayrı düşünülemez.

USTA İLE ÇIRAK ARASINDAKİ GÖNÜL BAĞI

Ahilik, usta – çırak ilişkisini de belli kurallara bağlamıştır. Çırak, ustasından yalnızca mesleğin inceliklerini öğrenmez; edep, ahlak, sabır ve sorumluluk da öğrenir.

Eskiden bir çırak, ustasından el almadan ayrıldığında onun yaptığı işe tam anlamıyla güvenilmezmiş. Hatta kız istemeye gittiğinde kendisine, “Önce git, ustandan el al. Senin yaptığın çömlek güzel ama su kaçırıyor” denilirmiş.

Rivayete göre böyle bir çırak ustasının yanına gider ve:

“Usta, bana bu işin püf noktasını öğretir misin?” diye sorar.

Usta, çamuru tezgâha koyarak döndürmeye başlar. Çamurun içindeki küçük hava kabarcıklarını görünce onlara hafifçe üfleyerek “püf” diye patlatır.

İşte “işin püf noktası” sözünün buradan geldiği anlatılır.

Bu hikâyenin bize verdiği mesaj açıktır: Bir mesleğin yalnızca görünen kısmını öğrenmek yetmez. Ustalık; ayrıntıyı görmek, sabretmek ve işin inceliğini kavramaktır.

ÖNEMLİ OLAN GERİYE NE KALDIĞIDIR

Eskiden beş deveden oluşan topluluğa “katar” denirdi. Her devenin çanı, çıkardığı sesle farklı bir sözü çağrıştırırmış.

  • İlk devenin çanı, “Ağam zengin, ağam zengin…”
  • İkincisi, “Erzurum-Van, Erzurum-Van…”
  • Üçüncüsü, “Ankara-Çankırı, Ankara-Çankırı…”
  • Dördüncüsü ise, “Ha orada, ha burada…”
  • Son devenin çanı da hepsine cevap verircesine, “Sonuna bak, sonuna bak…” diye çalarmış.

“Ağam zengin, Erzurum- Van, Ankara- Çankırı, ha orada ha burada” dedik. Peki, elde ne kaldı?

Asıl mesele budur.

İnsan ne kadar kazandığıyla değil, kazancından geriye helal olarak ne kaldığıyla değerlendirilmelidir. Mal da makam da servet de geçicidir. Kalıcı olan; insanın doğruluğu, güvenilirliği ve ardında bıraktığı güzel isimdir.

SANAT MI, ZANAAT MI?

Ahilik kültürü Anadolu’nun ve Trakya’nın birçok yerinde iz bırakmıştır. Bugün adında “Ahi” bulunan köylerimiz vardır. Malkara’daki Ahievren ile Çorlu’daki Ahimehmet köyleri bunlara örnek gösterilebilir.

Ahilik teşkilatı, Ahi Evran öncülüğünde Kırşehir’de kurumsallaşmış; Kayseri ve Denizli başta olmak üzere Anadolu’nun pek çok bölgesinde etkili olmuştur.

Ahi ocağından yetişen bir araba ustasının, yaptığı arabanın tekerlerine at resmi çizdiği anlatılır. Kendisine, “Senin yaptığın iş ne güzel sanat” denildiğinde şu karşılığı verir:

“Bizim işimiz sanat değil, zanaattır.”

Zanaat; el emeği, bilgi ve ustalıkla ortaya konulan iştir. Sanat ise insanın duygu ve düşüncelerini farklı yollarla ifade etmesidir. Sözle olursa şiir, ezgiyle olursa türkü, boya ve çizgiyle olursa resim, taş ve ahşapla olursa heykel, yapıyla buluşursa mimarlık adını alır.

Ancak ister sanat ister zanaat olsun, yapılan işin temelinde sevgi, emek, bilgi ve ahlak bulunmalıdır.

AHİLİK ÜRETMEK VE ÖĞRETMEKTİR

Ahilik kültürü yalnızca alışverişi ve ticareti düzenlememiştir. Üretmeyi, toprağı işlemeyi ve sahip olunan bilgiyi başkalarına öğretmeyi de teşvik etmiştir.

Bir köyde meyve vermeyen ağaçlar aşılanıyor ve yeniden ürün verir hâle getiriliyorsa; bağcılık, arıcılık, tütüncülük ya da ipek böcekçiliği yapılıyorsa o yerleşim yerinin ahilik kültürüyle tanışmış olabileceği anlatılır.

Çünkü ahi, yalnızca kendisi için çalışan insan değildir. Bildiğini öğretir, çevresini geliştirir ve toplumun refahına katkıda bulunur.

Osmanlı hükümdarlarının da farklı meslek ve zanaatlarla ilgilendiği bilinir. Osman Gazi’nin dericilikle, Fatih Sultan Mehmet’in bahçıvanlık ve ağaç aşılamayla, Sultan II. Abdülhamid’in ise marangozlukla ilgilendiği anlatılır.

Şeyh Edebali’nin kızını isteyen Osman Gazi’ye, “Mesleği olmayana kız vermeyiz” denildiği ve bunun üzerine Osman Gazi’nin debbağlık, yani dericilik öğrendiği rivayet edilir.

Bu anlatılar, hükümdar dahi olsa bir insanın meslek sahibi olmasının ve emek vermesinin ne kadar kıymetli görüldüğünü göstermektedir.

AHİLİĞİN KAPATTIĞI VE AÇTIĞI KAPILAR

Ahi Evran’ın öğütlerinde doğruluk, cömertlik, meslek ahlakı ve toplumsal dayanışma esas alınır.

Ahilik anlayışı insana şu kapıları kapatmasını öğütler:

  • Cimrilik kapısını kapat, lütuf ve cömertlik kapısını aç.
  • Kahır ve zulüm kapısını kapat, ilim ve yumuşak huyluluk kapısını aç.
  • Hırs kapısını kapat, kanaat ve rıza kapısını aç.

Ahiliğin temel prensipleri; iyi huylu ve güzel ahlaklı olmak, işinde ve hayatında güvenilir davranmak, ahdine ve sözüne bağlı kalmak, sevgisinde vefalı olmak ve ne söylediğini bilmektir.

Bugün toplum olarak ahilik anlayışına her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Çünkü ahilik yalnızca geçmişte kalmış bir esnaf teşkilatı değildir. Ahilik; alın terinin, dürüst ticaretin, komşuluk hukukunun ve kardeşliğin adıdır.

Bu güzel haftada işimizi, ahlakımızı ve sözümüzü bilenlerden olalım.

Kazancımız helal, sözümüz doğru, gönlümüz açık olsun.

Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş, yorum ve değerlendirmelerin sorumluluğu yazara aittir.

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

error: İçerik korunmaktadır !!