‘Kılık kıyafette keyfîlik değil, ortak kurallar esas olmalı’
Eğitim camiasının yakından tanıdığı Bahçelievler eski Halk Eğitimi Merkezi Müdürü, İstanbul Giresunlu Eğitimciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı, Eğitim Uzmanı ve Yazar Arif Dede, kamu görevlileri ile öğretmenlerin kılık kıyafet konusunu ON2AY Haber Sitesi okurları için kaleme aldı.

Kamu görevlilerinin kılık kıyafeti zaman zaman tartışma konusu oluyor. Oysa hukuk devletinde kamu hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin kurallar idare tarafından belirlenir ve yürürlükteki kurallar herkese eşit biçimde uygulanır. Kılık kıyafet konusunda da kişisel tercihler ve keyfî uygulamalar yerine mevzuatın esas alınması gerekir.
İNSANLAR KIYAFETLERİYLE KARŞILANIR
“İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır, düşünceleriyle uğurlanırlar” sözü, kamu görevlileri açısından ayrı bir önem taşımaktadır.
Kamu görevlisi, yalnızca yaptığı işle değil; davranışları, iletişim biçimi ve dış görünüşüyle de temsil ettiği kurumun saygınlığına katkıda bulunur.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 8’inci maddesinde şu hüküm yer almaktadır:
“Devlet memurları, resmî sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.”
Bu hüküm, kamu görevlilerinin görevleri sırasında belirlenen kurallara uymalarını ve görev dışında da mesleklerinin saygınlığına uygun davranmalarını gerekli kılmaktadır.
KURALLAR HERKESE EŞİT UYGULANMALI
Devlet memurlarının kılık kıyafetine ilişkin esasları belirleyen bir yönetmelik hâlen yürürlüktedir. Bu yönetmelik hükümlerine uygun davranılmadığında, yetkili ve sorumlu yöneticilerin mevzuat çerçevesinde gerekli denetimleri yapması gerekir.
Ancak burada önemli olan, kuralların kişiden kişiye değişmeden, adil ve eşit biçimde uygulanmasıdır. Bazı yöneticilerin kuralsızlıklara karşı farklı veya keyfî tutumlar sergilemesi, çalışma düzenine zarar verebilir. Bir kişiye gösterilen ayrıcalık, zamanla başka kuralsızlıkların da ortaya çıkmasına neden olur.
Bunun sonucunda kurum içinde ortak bir anlayış kalmaz ve bugün toplumun farklı kesimleri tarafından eleştirilen görüntüler ortaya çıkar.
ÖĞRETMEN ÖĞRENCİSİNE ÖRNEK OLMALI
Disiplin; kanunlara, kurallara ve kurum düzenine uygun hareket etmek, astın ve üstün hukukunu korumaktır. Kurallara uymayan yöneticilerin ve öğretmenlerin, öğrencilerden kurallara eksiksiz uymalarını beklemeleri doğru ve etkili bir yaklaşım değildir.
Öğretmen, öğrencisine yalnızca anlattığı dersle değil; davranışları, konuşması, duruşu ve kıyafetiyle de örnek olur. Öğretmenlerin kılık kıyafet kurallarına özen göstermesi, öğrencilerin de okul kurallarına ve toplumsal değerlere daha fazla önem vermesine katkı sağlar.
Çünkü eğitim, sadece sözle değil, örnek davranışlarla da verilir.
YÖNETMELİK GÜNÜN ŞARTLARINA GÖRE YENİLENMELİ
Elbette yürürlükteki yönetmelikte günümüz şartlarına uymayan hükümler bulunabilir. Böyle bir durumda yapılması gereken, kuralları görmezden gelmek veya kişisel yorumlarla uygulamak değildir.
İdare, ihtiyaç duyulan değişiklikleri yapmalı; yönetmeliği günün şartlarına, kamu hizmetinin niteliğine ve toplumun beklentilerine uygun hâle getirmelidir. Ardından belirlenen kurallar, ayrım yapılmadan bütün kamu görevlilerine uygulanmalıdır.
ÇÖZÜM KEYFÎLİKTE DEĞİL, ORTAK KURALLARDA
Sonuç olarak kamu görevlilerinin kılık kıyafetiyle ilgili tartışmaların çözümü açıktır: Devlet, mevcut düzenlemeleri ihtiyaçlar doğrultusunda güncellemeli ve belirlenen kuralların herkes tarafından uygulanmasını sağlamalıdır.
Kurallar açık, çağdaş, uygulanabilir ve herkes için eşit olduğunda tartışmalar da büyük ölçüde sona erecektir.
Arif Dede
Eğitim Uzmanı – Yazar
Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmelerin tüm sorumluluğu yazara aittir.
