Mustafa Kemal Atatürk’ün çok sevdiği çiçek

0

10 Kasım 1938 günü yaşamını yitiren Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, her yıl tüm yurtta ve yurt dışı temsilciliklerimizde düzenlenen faaliyetlerle anılıyor. Cumhuriyet Halk Partisi Bahçelievler İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Eşref Eker, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü ve Atatürk Haftası nedeniyle mecliste söz alarak anlamlı ve etkileyici bir konuşma yaptı. İşte Eşref Eker’in konuşması…

Eşref Eker İBB meclisinde konuştu

Bugün, Türk milletinin yüce önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete intikalinin yıl dönümünde (87.Yıl) rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anmak üzere söz almış bulunuyorum.

 Değerli meclis üyesi arkadaşlarım, ekranları başında izleyen FEDAKAR, VEFAKAR, CEFAKAR   İstanbullu vatandaşlarımızı,  saygıyla sevgiyle selamlıyorum…

10 Kasım, sadece bir matem günü değildir.

10 Kasım; Atatürk’ü anlamak, onun fikirlerini yaşatmak ve Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmak demektir.

Bugün, bizlere düşen görev; Atatürk’ün ilke ve devrimlerini yalnızca hatırlamak değil, her gün, her alanda yaşatmaktır.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, yalnızca bir asker değil, bir devrimci, bir öğretmen, bir vizyoner idi.

O, milletine bağımsızlığı kazandırmakla kalmadı; aynı zamanda Türk toplumuna aklın, bilimin, özgürlüğün ve eşitliğin yolunu açtı.

“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” derken, aslında bize bir vasiyet bıraktı:

Cumhuriyeti korumak, onu yükseltmek ve gelecek kuşaklara daha güçlü bir şekilde teslim etmek gibi görevimizi Unutmamalıyız..

Değerli Meclis Üyeleri,

Atatürk’ün yaşamı; azmin, inancın ve kararlılığın bir destanıdır.

Bir ulusu esaretten kurtarıp çağdaş bir devlet kurmak, tarihte ender görülen bir başarının adıdır.

O’nun önderliğinde 19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan kurtuluş mücadelesi, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile taçlanmıştır.

Bugün bizler, o büyük devrimin çocukları olarak, bu emanete sahip çıkmanın gururunu taşıyoruz.

Atatürk’ü anlamak, ise:

– Bilimi rehber edinmektir.

– Halkın iradesine, hukukun üstünlüğüne inanmak demektir.

– Kadın-erkek eşitliğini, eğitimde fırsat adaletini savunmaktır.

– “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini yalnızca bir söz değil, bir yaşam felsefesi olarak benimsemektir.

Sayın Başkan, Kıymetli Üyeler,

Atatürk’ün İstanbul sevgisi hepimizce malumdur.

İstanbul, onun gençlik yıllarına, düşünce dünyasına, devrimlerinin ilk adımlarına tanıklık etmiştir.

Dolmabahçe Sarayı’nda gözlerini yumduğu bu şehir, aynı zamanda onun fikirlerinin her daim yaşadığı, her adımında izinin bulunduğu şehirdir.

Bu yüzden, İstanbul’un her köşesinde Atatürk’ün izini yaşatmak, biz İstanbulluların en kutsal görevlerinden biridir.

Bugün,O’nun emanet ettiği bu Cumhuriyetin evlatları olarak,

Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller idealine sahip çıkmak,

Bilimi, sanatı, eğitimi ve adaleti ön planda tutmak zorundayız.

Zira Atatürk’ü anlamak, sadece geçmişi anmak değil, geleceği inşa etmektir.

Bugün burada, bu kürsüden bir kez daha söz veriyoruz:

Cumhuriyet’e, laikliğe, özgürlüğe, eşitliğe ve demokrasiye sonsuza dek sahip çıkacağız.

Atatürk’ün ışığı yolumuzu aydınlatmaya, fikirleri bizlere yön göstermeye devam edecektir.

Değerli Meclis Üyeleri,

Atatürk’ün bize bıraktığı şu veciz sözleri hatırlatmak yerinde olacaktır:

“Ey Millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat, medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve isteklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir.

“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir.

Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir.”

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır,”

Ama senin fikirlerin, devrimlerin, Cumhuriyet’in yaşayacaktır.

Bir ulusun kaderini değiştiren yüce bir iradeydin sen,

Bir ömrü, milletine armağan eden büyük bir liderdin.

“Yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek,

Barışın adını kalplere kazıdın.

“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek,

Bir ulusa özgürlüğün yolunu çizdin.

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir,” dedin,

Cehaleti değil, bilimi rehber kıldın.

“Milletsiz bir devlet düşünülemez,” diyerek

Varlığımızın temelini halkta buldun.

“Türk milletinin karakteri yüksektir,”

Sözün, her bir yürekte inanç olur, güç olur.

“Biz Türkler, tarih boyunca hür yaşamış bir milletiz,”

Bu millet, esareti değil, özgürlüğü sever, Atam.

“Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir,” dedin,

Gerçekleri görmek, senin yolunda yürümektir.

“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamak isteyen toplumlar, Önce haysiyetlerini, sonra özgürlüklerini kaybederler” dedin…

Sen uyardın bizi:

“Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

İşte biz o nesiliz, Atam!

Senin ilkenle, senin cesaretinle, senin kararlılığınla yürüyoruz.

“Bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin.”

İşte bu yüzden sen ölümsüzsün Atam,

Bir çağ açtın, karanlıktan aydınlığa giden yolu gösterdin.

Her 10 Kasım sabahı, dokuzu beş geçe,

Ankara’da, İstanbul’da,her meydanda,her evde bir sessizlik…

O sessizlikte bir özlem, bir minnet, bir ahde vefa var.

Gözlerimiz dolu, başımız dik, çünkü biliyoruz:

Sen bu milletin kalbindesin, her nefeste varsın.

Sana sözümüzdür Atam:

Cumhuriyet’ini koruyacağız, Emanetine sahip çıkacağız,

İlkelerinle yürüyecek, adını sonsuza dek yaşatacağız.

Bu duygu ve düşüncelerle,

Başta Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,

Silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi

Rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Ruhun şad olsun Atam…

Emanetin emanetimizdir, Cumhuriyet sonsuza dek yaşayacaktır.

Bir yanıt yazın

error: İçerik korunmaktadır !!