Sorular ortada, cevaplar nerede?
Ertuğrul Özgün, Trabzon yöresinde kullanılan “Tataroğun Havva’ya anlat” deyişinden hareketle “Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen süreci sorguluyor: PKK kuruluş amaçlarından vazgeçti mi, örgüt gerçekten feshedildi mi ve bu düzenlemeyle Türkiye’de terör sona erecek mi?

TATAROĞUN HAVVA’YA ANLAT!
ON2AY Haber Sitesi Yayın Kurulu’ndan, Eğitimci, Yazar ve Gazeteci Ertuğrul Özğün’ün bu haftaki köşe yazısı…
Özellikle Trabzon’un Araklı yöresinde halk arasında kullanılan bir ifadedir: “Tataroğun Havva’ya anlat!”
Bu sözün bilinen bir atasözü, yaygın bir halk deyimi, edebî eser veya kültürel terim olduğu söylenemez. Ülkemizin farklı bölgelerinde buna benzeyen, ancak başka anlamlarda kullanılan ifadelere rastlamak mümkündür.
Söz konusu deyiş; zaman içerisinde kulaktan kulağa aktarılarak değişmiş bir cümle, yerel ağız kalıbı veya anlam dönüşümüne uğramış bir ifade de olabilir.
TRAKYA’DA DEĞİL, TRABZON YÖRESİNDE…
“Bizim yöremiz” diyorum ancak bu sözün Karadeniz’in tamamında kullanılıp kullanılmadığını bilmiyorum. Araklı, Arsin ve Sürmene’de kullanıldığına ise bizzat şahidim.
Trabzon-Araklı yöresinin yerel ağzıyla “Tataroğun Havva’ya anlat” şeklinde söylediğimiz bu deyişin; geçmişte bölgede yaşamış, inatçılığı, laf dinlememesi, çok konuşması, saflığı veya her söylenene inanmasıyla tanınan yerel bir kişiden doğduğu kabul edilir.
Bölge insanı bu sözü; karşısındaki kişinin yalan söylediğini, olayları abarttığını veya boş konuştuğunu düşündüğünde kullanır.
Deyişin anlamı kabaca şöyledir:
“Bana anlatma, git onu Tataroğun Havva’ya anlat. Çünkü anlattıklarına ancak o inanır veya bu boş sözleri ancak o dinler.”
Bu yönüyle Türkçedeki “Sen onu külahıma anlat” ya da “Geç bunları” ifadeleriyle aynı amaca hizmet eder.
TATAROĞUN HAVVA KİMDİR?
“Tataroğlu” ifadesi, Araklı ağzında “Tataroğun” biçimine dönüşmüştür. Bunun yöredeki eski bir sülalenin adı veya “Tataroğlu” olarak tanınan bir kişinin lakabı olduğu düşünülür.
Buradaki “Tataroğun” sözü, “Tataroğlu’nun” anlamına gelir. “Havva” ise anlatıya göre geçmişte yörede yaşamış; her söylenene inanması, laf dinlememesi ya da çok konuşmasıyla ün salmış yerel bir şahsiyettir.
Kısacası bu deyiş; karşıdaki kişiyi veya söylediklerini ciddiye almadığını göstermek, anlatılanların inandırıcılıktan uzak olduğunu esprili ve yöresel bir dille ifade etmek amacıyla kullanılır.
“Neyse, ne olmuş yani; bu hikâyeyi niye anlattın?” diye soranları daha fazla meraklandırmayayım.
SOSYAL MEDYADA KARŞIMA ÇIKAN YAZI
Bu hikâyeyi anlatmama neden olan, geçen gün sosyal medyada dolaşırken okuduğum bir yazıydı.
Bakın, yazıda neler anlatılıyordu:
“Terörsüz Türkiye yasası ne içeriyor?
Yasa özel olarak PKK/KCK için hazırlanmış, onun için de genel af niteliği taşımıyor.
PKK/KCK’nin üst düzey yönetimi ve elebaşı kapsam dışında tutuluyor.
Herhangi bir kişiye özel statü tanınmıyor.
Öcalan’ın İmralı’dan ayrılması söz konusu bile değil.
Terör suçlarının tamamı kapsam içine alınmıyor.
Terör saldırısı talimatı verenler ile güvenlik güçlerini şehit edenler düzenlemeden yararlanamıyor.
Terör saldırılarına katılanlar; asker, polis ve sivilleri şehit edenler düzenlemeden faydalanamıyor.
PKK/KCK dışındaki örgütlere yönelik hukuki bir düzenleme yapılmıyor.
Kanunla, bu suçların dışında kalan örgüt üyelerinin affedileceği ve örgüt mensuplarına siyaset yapma yolunun açılacağı belirtiliyor.”
Doğrusunu isterseniz, madde madde benim de okuduğum düzenleme aşağı yukarı bunları içeriyor. Yalnızca affedilecek suçlar arasında gösterilen “müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren bazı suçların” hangileri olduğunu anlayamadığımı belirtmeliyim.
BU KADAR GÖRÜŞME BU YASA İÇİN MİYDİ?
Yediden yetmiş yediye her Türk vatandaşı gibi ben de terörü gerçekten bitirecekse, temkinli olmakla birlikte böyle bir düzenlemeye onay verenleri anlayabiliyorum.
Hatta bu açıklamaları okuyan ve süreçten endişe duyan birçok vatandaşın yüreğine su serpildiğini de düşünüyorum.
Ancak anlayamadığım başka bir konu var:
Neredeyse iki yıldır gizli veya açık biçimde İmralı, Kandil ve siyasi partiler arasında yapıldığı belirtilen bunca görüşme; bu kadar net, kısa ve anlaşılır bir yasayı çıkarmak için miydi?
Cevabını bulamadığım asıl soru ise şu:
Bu yasayla birlikte herkes anlaştı ve artık Türkiye’de terör bitti mi?
PKK HEDEFLERİNDEN VAZGEÇTİ Mİ?
Yani şimdi siz bu yasayla birlikte, kuruluş amacı Türkiye’nin güneydoğusunda bağımsız bir Kürt devleti kurmak olan PKK’nin bu hedefinden vazgeçtiğini mi söylüyorsunuz?
PKK;
Üst kimlik olarak “Türk milleti” kavramını kabul etti mi?
Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî dilinin ve eğitim dilinin Türkçe olduğunu benimsedi mi?
Ana dilde eğitim talebinden vazgeçti mi?
Bağımsız devlet bir yana; federasyon ve özerklik isteğini de terk etti mi?
Örgütsel yapısını tamamen feshederek senin, benim gibi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak yaşamayı kabul etti mi?
Ne güzel…
Demek artık kardeş kardeş yaşayacağız!
Öyle mi?
Sen bunu Tataroğun Havva’ya anlat!
Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmelerin tüm sorumluluğu yazara aittir.
