Okuyunca gözyaşlarınızı tutamayacaksınız
Hayat bazen insanı acılarla büyütür. Bu yazı; çocuk yaşta gelin olan, on evlat doğurup altısını toprağa veren fedakâr bir annenin ve bir öğrencisinin kaderini değiştiren unutulmaz bir öğretmenin hatırasına adanmış gerçek bir yaşam hikâyesidir.

BİR ÇOCUĞUN HAYATINI DEĞİŞTİREN ELLER
Bu yazıyı, 34 yaşında hayata veda eden; on evlat dünyaya getirip altısını toprağa veren fedakâr anamın aziz hatırasına armağan ediyorum.
Bazı insanlar dünyaya güçlü gelir.
Bazıları ise yaşadıkları acılarla güçlenmek zorunda bırakılır.
Benim anam ikinci gruptandı.
Daha on üç yaşındayken, kendisinden neredeyse otuz yaş büyük bir adamın dördüncü eşi oldu. Çocuk yaşta bir gelin, gençliğini yaşayamadan anne olan bir kadın…
On çocuk doğurdu.
Altısını kendi elleriyle toprağa verdi.
Bir annenin yüreği kaç kez ölür, bunu kim hesaplayabilir?
Bir evladın mezarına ağlamak zorken, altı evlada ağlamak nasıl bir acıdır?
Ben o acıların içinde büyüdüm.
YOKSULLUĞUN İÇİNDE BİR ÇOCUKLUK
Sivas’ın Divriği ilçesinde, yoksulluğun ekmek kadar sıradan olduğu yıllarda yaşadık.
Babam demir madenlerinde çalışan, sert mizaçlı bir adamdı. Hayatın yükü onu taşlaştırmıştı belki… Ama ben çocuk yüreğimle onda aradığım sevgiyi, şefkati ve merhameti bulamadım.
Oysa anam öyle değildi.
Kendisi aç kalır, bizi doyururdu.
Kendisi üşür, bizi örterdi.
Kendisi ağlar, gözyaşlarını bize göstermezdi.
Çünkü anneler böyledir…
Acılarını saklar, umutlarını büyütürler.
Bugün geriye dönüp baktığımda hayatımı şekillendiren iki büyük gücü görüyorum:
Birincisi anamın sessiz fedakârlığı…
İkincisi öğretmenimin koruyucu eli…
BİRKAÇ YUMURTANIN DEĞİŞTİRDİĞİ HAYAT
İlkokul yıllarında Türkiye haritası yapmaya merak salmıştım. Kasabamıza rengârenk kartonlar gelmişti ama onları alacak paramız yoktu.
Anama söyledim.
Kümeste birkaç yumurta vardı.
“Al oğlum.” dedi.
Belki yaptığının doğru olmadığını biliyordu.
Belki de bir çocuğun hayallerine engel olmak istemiyordu.
Çünkü analar bazen kurallardan önce evladının yüreğini düşünür.
Yumurtaları sattım.
Renkli kartonları aldım.
Günlerce uğraşarak haritalar yaptım.
Öğretmenim Nadir Nazlı yaptığım haritaları görünce çok sevindi. Sınıfta beni övdü, arkadaşlarıma alkışlattı.
O gün kendimi dünyanın en mutlu çocuğu sanmıştım.
BİR ÖĞRETMENİN CESARETİ
Sonra babam çıkageldi.
Haritaları nasıl aldığımı sordu.
Ben de korkudan:
“Öğretmenim verdi.” dedim.
Şimdi düşünün…
Bir yanda sevgisini göstermeyen sert bir baba…
Diğer yanda oğlunun hayalleri kırılmasın diye sessizce destek olan bir anne…
Ve karşılarında korkudan titreyen bir çocuk…
İşte o gün öğretmenim yalnızca bir öğretmen olmadı.
Bir insanın yapması gerekeni yaptı.
Babamın karşısına dikildi ve:
“Evet Ahmet Ağa, parayı ben verdim.” dedi.
Ardından şu cümleyi kurdu:
“Bu çocukla gurur duyuyorum. Sen de duymalısın.”
O gün beni yalnızca bir cezadan kurtarmadı.
Bir çocuğun onurunu korudu.
Bir çocuğun geleceğini korudu.
Bir çocuğun umutlarını korudu.
ANNELER VE ÖĞRETMENLER
Yıllar geçti.
Bugün anlıyorum ki annelerle öğretmenler birbirine çok benzer.
İkisi de geceleri uykusuz kalır.
İkisi de kendinden verir.
İkisi de yetiştirdiği insanın başarısıyla mutlu olur.
İkisi de çoğu zaman emeğinin karşılığını alamaz.
İkisi de çocukların sırlarını saklar.
İkisi de düştüğümüzde elimizden tutar.
İkisi de görünmeyen kahramanlardır.
Benim anam genç yaşta aramızdan ayrıldı.
Öğretmenim de bu dünyaya erken veda etti.
Ama ikisi de hâlâ benimle yaşamaya devam ediyor.
Çünkü insanı hayata bazen bir anne doğurur, bir öğretmen büyütür.
MİNNETLE…
Bugün ayakta durabiliyorsam…
Bir meslek sahibi olabildiysem…
Hayatın karşısında dimdik durabiliyorsam…
Bunda ne sevgisini esirgeyen babamın sertliğinin ne de yoksulluğun payı vardır.
Beni ben yapan; anamın gözyaşlarıyla yoğrulmuş emeği ve öğretmenimin bana duyduğu sarsılmaz inançtır.
Bu nedenle bu hikâyeyi;
Çocuk yaşta kadın olmaya zorlanan,
Evlatlarını toprağa veren,
Buna rağmen hayata küsmeyen bütün analara…
Ve bir çocuğun kaderini değiştirecek kadar büyük bir yüreğe sahip bütün öğretmenlere armağan ediyorum.
Ruhun şad olsun anam…
Ruhun şad olsun öğretmenim Nadir Nazlı…
Sizler bu dünyadan gittiniz.
Ama yetiştirdiğiniz çocuklar, hâlâ sizin ışığınızla yürümeye devam ediyor.
Hüseyin Özkahraman
Diş Hekimi
Lazer ve İmplant Uzmanı
İmplant ve Diş Eti Hastalıkları Uzmanı
Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmelerin tüm sorumluluğu yazara aittir.
