ON2AY’da Yeni Bir Köşe: Kahve Köşesi

0

ON2AY Haber Sitesi, yayın hayatına yeni bir köşe yazısıyla değer katıyor.

ON2AY Haber Sitesi İmtiyaz Sahibi, Siyaset Bilimci, Ekonomi Uzmanı ve O. Endüstri Yüksek Mühendisi Gökhan Arslan, bugünden itibaren “Kahve Köşesi” adlı köşesiyle her gün okurlarıyla buluşacak.

Gündelik yaşamın içinden ekonomiye, siyasetten toplumsal gelişmelere, şehir hayatından iş dünyasına kadar hayatımızı doğrudan etkileyen konular; sade, anlaşılır ve kahve sohbeti sıcaklığındaki bir dille bu köşede ele alınacak.

Gökhan Arslan splon copy

İlk yazısıyla sizleri baş başa bırakıyoruz…

Kahvede Ekonomi: Depodaki zam, sofradaki hesap…

Bu sabah yine aynı haberle güne başladık.

Motorine zam…

Telefon ekranını kapattım.

Kendi kendime düşündüm.

Acaba bu ülkede bir gün akaryakıt haberi yapılmayacak mı?

Sonra aklıma markette yaşadığım küçük bir olay geldi.

Geçen hafta aynı marketten aldığım sütün fiyatı değişmişti.

Kasadaki görevliye sordum:

“Yeni zam mı geldi?”

Gülümsedi.

“Abi, daha o zam gelmedi. Bu, önceki maliyet.”

İşte o cümle beni düşündürdü.

Bir ürünün fiyatı bazen daha zam gelmeden artıyor.

Peki neden?

Çünkü ekonomi yalnızca bugünü değil, yarını da satın alır.

Buna davranışsal iktisatta “beklenti etkisi” denir.

Üretici, “Nasıl olsa maliyetim artacak.” diye düşünür.

Nakliyeci, “Mazot yine yükselecek.” der.

Esnaf ise yerine koyacağı ürünün maliyetini hesaplar. Kimse zarar etmek istemediği için etiket bugünden değişir.

Yani bazen cebimizden çıkan para, gerçekleşmiş maliyetin değil; beklenen maliyetin karşılığıdır.

Şimdi dönelim motorine…

Bir kamyon düşünün.

İstanbul’dan Antalya’ya sebze taşıyor.

Deposu bugün dünden daha pahalı doluyor.

Şoför bu farkı cebinden ödeyebilir mi?

Bir süre evet.

Ama sonsuza kadar hayır.

İşte tam o noktada ekonomi sessizce çalışmaya başlıyor.

Nakliye ücreti artıyor.

Hal fiyatı değişiyor.

Market yeni etiket basıyor.

Ve biz…

Domatesin neden pahalandığını konuşuyoruz.

Oysa domates tarlada değil, yolda pahalanıyor.

Aslında burada konuşmamız gereken yalnızca petrol değil.

Lojistik.

Depolama.

Verimlilik.

Tedarik zinciri.

Bir ülke, ürettiği kadar değil; ürettiğini ne kadar verimli taşıyabildiği kadar zenginleşir.

Dünyanın gelişmiş ekonomilerine baktığınızda bunu açıkça görürsünüz.

Almanya’nın gücü yalnızca fabrikaları değildir.

Hollanda’nın başarısı yalnızca tarımı değildir.

Japonya’nın farkı yalnızca teknolojisi değildir.

Hepsinin ortak noktası, üretim ile tüketim arasındaki mesafeyi mümkün olduğunca verimli yönetebilmeleridir.

Bizde ise çoğu zaman sonuçları konuşuyoruz.

Nedenleri değil.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı geldi:

Bir ülkede en pahalı şey gerçekten akaryakıt mı?

Yoksa plansızlık mı?

Çünkü plansızlığın faturası pompada başlamıyor.

Evde bitiyor…

Bugün kahvemizin yanında motorini konuştuk.

Yarın ise markete gideceğiz.

Aynı sokakta bulunan iki markette aynı marka ürün neden farklı fiyata satılıyor?

Gerçek fiyatı kim belirliyor?

Kasiyer mi?

Patron mu?

Yoksa hiç görmediğimiz başka bir güç mü?

Yarın yine burada olacağım.

Kahvenizi hazırlayın.

Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmelerin tüm sorumluluğu yazara aittir.

What do you feel about this?

Bir yanıt yazın

error: İçerik korunmaktadır !!