“Nasıl olsa süt dişleri düşecek” demeyin
ON2AY Haber Sitesi takipçileri için yazan Çocuk Diş Hekimi Dr. Mina Türkmen Karaçöl, bebeklerde ilk diş hekimi ziyaretinin neden erken yaşta yapılması gerektiğini anlatıyor. Hem hekim hem de anne olarak deneyimlerini paylaşan Karaçöl, sağlıklı bir gülümsemenin temelinin ilk dişle birlikte atıldığını vurguluyor.

Bebeğinizin ilk dişini fark ettiğiniz o anı hatırlıyor musunuz? Minik bir beyazlık, bolca salya, belki biraz huzursuzluk… Ve ardından gelen heyecan: “İlk dişi çıktı!”
Peki, bu ilk diş aynı zamanda ilk diş hekimi ziyaretinin de habercisi olabilir mi?
Cevap, evet.
Çocuklarda ilk diş hekimi ziyaretinin, ilk süt dişinin ağızda görülmesiyle birlikte ve en geç bir yaşına kadar yapılması öneriliyor. Bu zamanlama, pek çok anne ve baba için şaşırtıcı olabiliyor.
“Daha ağzında birkaç diş var, diş hekimi neye bakacak?” sorusunu klinikte ailelerden oldukça sık duyuyorum.
Aslında ilk ziyaretin amacı çoğu zaman tedavi yapmak değildir. Amacımız, doğru bakım ve koruyucu yaklaşımlarla tedaviye duyulabilecek ihtiyacı mümkün olduğunca azaltmaktır.
DAHA BİRKAÇ DİŞİ VARKEN NEDEN DİŞ HEKİMİNE GİTMELİ?
İlk süt dişleri genellikle altıncı ay civarında görülmeye başlar. Ancak dişlerin çıkış zamanı bebekten bebeğe farklılık gösterebilir. İlk dişin çıkmasıyla birlikte, temizlenmesi ve korunması gereken yeni bir dönem de başlamış olur.
Bu dönemde ailelerin aklında pek çok soru vardır:
- Dişlerini nasıl fırçalamalıyım?
- Diş macunu kullanmalı mıyım?
- Ne kadar diş macunu kullanmalıyım?
- Gece süt içtikten sonra dişlerini temizlemeli miyim?
- Emzik dişlerini etkiler mi?
- Dişleri neden aralıklı çıkıyor?
İlk diş hekimi ziyareti, bütün bu soruların cevaplandığı bir yol haritası gibidir.
Çocuğun ağız ve diş gelişimi değerlendirilirken aileye yaşına uygun ağız bakımı, beslenme alışkanlıkları ve çürükten korunma konusunda bilgi verilir. Böylece henüz bir sorun oluşmadan önlem alma fırsatı elde edilir.
“NASIL OLSA SÜT DİŞLERİ DÜŞECEK” DEMEYİN
Süt dişlerinin ağızda kalma süresi düşündüğümüzden çok daha uzundur. Bazıları yaklaşık 10–12 yaşına kadar çocuğumuzun ağzında kalabilir.
Üstelik görevleri yalnızca yiyecekleri çiğnemek değildir. Süt dişleri, çocuğun beslenmesine ve konuşma gelişimine katkıda bulunur; kendilerinden sonra gelecek daimi dişler için gerekli alanın korunmasına yardımcı olur.
Bu nedenle süt dişlerini “nasıl olsa değişecek dişler” olarak değil, çocuğumuzun gelişiminin önemli bir parçası olarak görmemiz gerekir.
DİŞ HEKİMİYLE İLK TANIŞMA AĞRIYLA OLMASIN
Erken yaşta yapılan ilk ziyaretin en güzel taraflarından biri de budur.
Bir düşünün: Çocuğunuz diş hekimiyle ilk kez dişi ağrırken, gece uyuyamamışken veya acil bir tedavi gerektiğinde tanışıyor. Tanımadığı bir ortam, yabancı insanlar ve üzerine bir de ağrı…
Bir de hiçbir şikâyeti yokken, yalnızca tanışmak ve kontrol olmak için geldiğini düşünün.
Çocuk diş hekimliğinde bizim için bu iki başlangıç arasında büyük bir fark vardır.
Çocuğun diş hekimi koltuğunu, ortamı ve muayeneyi ağrı yaşamadan tanıması, ilerleyen kontrollerde kendisini daha rahat hissetmesine yardımcı olabilir. Zamanla diş hekimi ziyareti, korkulacak bir olay olmaktan çıkıp hayatın doğal rutinlerinden biri hâline gelebilir.
BİR ÇOCUK DİŞ HEKİMİ VE BİR ANNE OLARAK…
Kendi çocuğum olduğunda, mesleğim gereği bildiğim pek çok şeyi bu kez bir annenin gözünden deneyimleme fırsatı buldum.
Çocuklarımız için her zaman en iyisini yapmak istiyoruz. Ancak bazen “en iyisi”, bir sorun ortaya çıktığında onu çözmekten önce, sorun oluşmadan doğru alışkanlıkları kazandırmak oluyor.
Ağız ve diş sağlığında da durum böyle.
İlk dişin çıkmasıyla başlayan doğru fırçalama alışkanlığı, uygun beslenme tercihleri ve düzenli diş hekimi kontrolleri, çocuğumuzun ağız sağlığını korumak için atabileceğimiz küçük ama değerli adımlardır.
İLK DİŞ, İLK FIRÇA, İLK KONTROL…
Bebeğinizin ilk dişi çıktığında fotoğrafını çekin, aile grubuna gönderin, o minik beyazlığı bol bol sevin…
Ama yapılacaklar listenize bir madde daha ekleyin:
İLK DİŞ HEKİMİ ZİYARETİNİ PLANLAYIN.
Çünkü çocuklarımızın diş hekimiyle ilk karşılaşmasının bir ağrı hikâyesiyle değil, güzel bir tanışmayla başlaması mümkün.
Ve bazen sağlıklı bir gülümsemenin hikâyesi, yalnızca tek bir minik dişle başlar.
Not: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmelerin tüm sorumluluğu yazara aittir.
